Muhammed (b. Sîrîn) şöyle rivayet etti:
Kûfe'de, Ensâr'ın büyük bir meclisinde birtakım insanlar arasında oturuyordum; aralarında Abdurrahmân b. Ebû Leylâ da vardı. Sübey'a'nın durumunu andılar. Ben de Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd'dan, —İbn Avn'ın sözüyle— “doğuruncaya kadar” manasında (bir görüş) naklettim. İbn Ebû Leylâ: “Fakat amcası bunu söylemiyor” dedi. Ben de sesimi yükseltip: “Kûfe'nin bir kenarında (yaşarken) Abdullah b. Utbe adına yalan söyleyecek kadar cüretkâr mıyım ben!” dedim. (Muhammed) dedi ki: Sonra Mâlik'e rastladım ve: “İbn Mes'ûd, Sübey'a meselesinde ne diyordu?” dedim. Dedi ki: (İbn Mes'ûd) şöyle dedi: “Ona ağır olanı yükleyip ruhsatı tanımıyor musunuz? Andolsun, kısa Nisâ sûresi uzun olandan sonra indirildi.”
Sünen-i Nesâî 3521, Kitap 27, Hadis 133