Zeyd b. Sâbit: Resûlullah, kavga eden iki adama "Durumunuz buysa tarlaları kiraya vermeyin" buyurdu.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 3927, Kitap 35b, Hadis 72
Hasen
Türkçe meal

Urve b. Zübeyr şöyle rivayet etti:

Zeyd b. Sâbit dedi ki: “Allah, Râfi' b. Hadîc'i bağışlasın! Vallahi ben bu hadisi ondan daha iyi bilirim. (Mesele şuydu:) İki adam kavgaya tutuşmuştu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) 'Eğer durumunuz buysa tarlaları kiraya vermeyin' buyurdu. (Râfi') onun 'Tarlaları kiraya vermeyin' sözünü işitti.”

Ebû Abdurrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Tohum ve masrafın toprak sahibine, Allah'ın (azze ve celle) topraktan çıkaracağının dörtte birinin de ortakçıya ait olması şartıyla müzâraa sözleşmesinin yazılışı: Bu, falan oğlu falan oğlu falanın, sağlıklı ve tasarrufu geçerli hâldeyken falan oğlu falana yazdığı bir belgedir: Sen falan şehirde falan yerdeki bütün toprağını müzâraa yoluyla bana teslim ettin. Bu, falan adla bilinen topraktır; onu tamamen kuşatan dört sınır içine alır. Bu sınırlardan birincisi baştan başa falan yere bitişiktir; ikincisi, üçüncüsü ve dördüncüsü de (böyledir). Bu belgede sınırları belirtilen bu toprağının tamamını; onu kuşatan sınırları, bütün hakları, su hakkı, nehirleri ve arklarıyla birlikte, içinde hiçbir fidan ve ekin bulunmayan boş, açık bir toprak olarak, başı falan yılın falan ayının girişi, sonu falan yılın falan ayının çıkışı olan tam bir yıllığına bana teslim ettin. (Şu şartla ki:) Bu belgede sınırları belirtilen ve yeri tarif edilen bu toprağın tamamına, belirlenen bu yıl içinde başından sonuna kadar dilediğim ve ekmeyi uygun gördüğüm her şeyi ekeceğim: Kışın ve yazın buğday, arpa, susam, pirinç, pamuk, yonca, bakla, nohut, börülce, mercimek, salatalık, karpuz, havuç, şalgam, turp, soğan, sarımsak, sebzeler, reyhanlar ve bunlar dışındaki bütün mahsullerden, senin tohumların ve tohumunla (ekeceğim); bunun hepsi bana değil sana aittir. (Şu şartla ki:) Bunu bizzat kendim ve yardımcılarımdan, işçilerimden, sığırlarımdan ve aletlerimden dilediklerimle üstleneceğim: Onu ekmeyi, imar etmeyi, gelişmesini ve iyiliğini sağlayacak işleri yapmayı, toprağını sürmeyi, otlarını temizlemeyi, ekilenlerden sulanması gerekeni sulamayı, gübrelenmesi gerekeni gübrelemeyi, arklarını ve nehirlerini kazmayı, toplanacak olanı toplamayı, biçilecek olanı biçip bir araya getirmeyi, dövülecek olanı harmanda dövüp savurmayı; bunların hepsinin masrafı bana değil sana ait olmak üzere (üstleneceğim) ve bunun hepsinde sen değil, ben kendi elimle ve yardımcılarımla çalışacağım. (Şu şartla ki:) Bu belgede tarif edilen bu süre içinde, başından sonuna kadar, bunların hepsinden Allah'ın (azze ve celle) çıkaracağı her şeyin dörtte üçü toprağının, su hakkının, tohumunun ve masraflarının payı olarak senindir; bunun tamamından geri kalan dörtte biri de ekip biçmem, emeğim ve bizzat kendim ve yardımcılarımla bu işe bakmam karşılığında benimdir. Bu belgede sınırları belirtilen bu toprağının tamamını bütün hakları ve kullanım imkânlarıyla birlikte bana teslim ettin; ben de bunun hepsini falan yılın falan ayının falan günü senden teslim aldım. Böylece bunun tamamı senin adına benim elimde bulunmaktadır; bu belgede tarif edilen ve içinde adı geçen bu yıla ait bu müzâraa dışında onun hiçbir şeyinde benim mülkiyetim, iddiam ve talebim yoktur. (Süre) sona erdiğinde bunun hepsi sana ve senin eline iade edilir. Süre bittikten sonra beni oradan çıkarmak, onu benim elimden ve benim sebebimle üzerinde eli bulunan herkesin elinden çıkarmak hakkındır. Falan ve falan ikrar etti. Bu belge iki nüsha olarak yazıldı.

Sünen-i Nesâî 3927, Kitap 35b, Hadis 72

Arapça metin
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ قَالَ زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ أَنَا وَاللَّهِ، أَعْلَمُ بِالْحَدِيثِ مِنْهُ إِنَّمَا كَانَا رَجُلَيْنِ اقْتَتَلاَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ كَانَ هَذَا شَأْنُكُمْ فَلاَ تُكْرُوا الْمَزَارِعَ " . فَسَمِعَ قَوْلَهُ " لاَ تُكْرُوا الْمَزَارِعَ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ كِتَابَةُ مُزَارَعَةٍ عَلَى أَنَّ الْبَذْرَ وَالنَّفَقَةَ عَلَى صَاحِبِ الأَرْضِ وَلِلْمُزَارِعِ رُبُعُ مَا يُخْرِجُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنْهَا هَذَا كِتَابٌ كَتَبَهُ فُلاَنُ بْنُ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ فِي صِحَّةٍ مِنْهُ وَجَوَازِ أَمْرٍ لِفُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ إِنَّكَ دَفَعْتَ إِلَىَّ جَمِيعَ أَرْضِكَ الَّتِي بِمَوْضِعِ كَذَا فى مَدِينَةِ كَذَا مُزَارَعَةً وَهِيَ الأَرْضُ الَّتِي تُعْرَفُ بِكَذَا وَتَجْمَعُهَا حُدُودٌ أَرْبَعَةٌ يُحِيطُ بِهَا كُلِّهَا وَأَحَدُ تِلْكَ الْحُدُودِ بِأَسْرِهِ لَزِيقُ كَذَا وَالثَّانِي وَالثَّالِثُ وَالرَّابِعُ دَفَعْتَ إِلَىَّ جَمِيعَ أَرْضِكَ هَذِهِ الْمَحْدُودَةِ فِي هَذَا الْكِتَابِ بِحُدُودِهَا الْمُحِيطَةِ بِهَا وَجَمِيعِ حُقُوقِهَا وَشِرْبِهَا وَأَنْهَارِهَا وَسَوَاقِيهَا أَرْضًا بَيْضَاءَ فَارِغَةً لاَ شَىْءَ فِيهَا مِنْ غَرْسٍ وَ لاَ زَرْعٍ سَنَةً تَامَّةً أَوَّلُهَا مُسْتَهَلَّ شَهْرِ كَذَا مِنْ سَنَةِ كَذَا وَآخِرُهَا انْسِلاَخُ شَهْرِ كَذَا مِنْ سَنَةِ كَذَا عَلَى أَنْ أَزْرَعَ جَمِيعَ هَذِهِ الأَرْضِ الْمَحْدُودَةِ فِي هَذَا الْكِتَابِ الْمَوْصُوفُ مَوْضِعُهَا فِيهِ هَذِهِ السَّنَةَ الْمُؤَقَّتَةَ فِيهَا مِنْ أَوَّلِهَا إِلَى آخِرِهَا كُلَّ مَا أَرَدْتُ وَبَدَا لِي أَنْ أَزْرَعَ فِيهَا مِنْ حِنْطَةٍ وَشَعِيرٍ وَسَمَاسِمَ وَأُرْزٍ وَأَقْطَانٍ وَرِطَابٍ وَبَاقِلاَّ وَحِمَّصٍ وَلُوبِيَا وَعَدَسٍ وَمَقَاثِي وَمَبَاطِيخَ وَجَزَرٍ وَشَلْجَمٍ وَفِجْلٍ وَبَصَلٍ وَثُومٍ وَبُقُولٍ وَرَيَاحِينَ وَغَيْرِ ذَلِكَ مِنْ جَمِيعِ الْغَلاَّتِ شِتَاءً وَصَيْفًا بِبُذُورِكَ وَبَذْرِكَ وَجَمِيعُهُ عَلَيْكَ دُونِي عَلَى أَنْ أَتَوَلَّى ذَلِكَ بِيَدِي وَبِمَنْ أَرَدْتُ مِنْ أَعْوَانِي وَأُجَرَائِي وَبَقَرِي وَأَدَوَاتِي وَإِلَى زِرَاعَةِ ذَلِكَ وَعِمَارَتِهِ وَالْعَمَلِ بِمَا فِيهِ نَمَاؤُهُ وَمَصْلَحَتُهُ وَكِرَابُ أَرْضِهِ وَتَنْقِيَةُ حَشِيشِهَا وَسَقْىِ مَا يُحْتَاجُ إِلَى سَقْيِهِ مِمَّا زُرِعَ وَتَسْمِيدِ مَا يُحْتَاجُ إِلَى تَسْمِيدِهِ وَحَفْرِ سَوَاقِيهِ وَأَنْهَارِهِ وَاجْتِنَاءِ مَا يُجْتَنَى مِنْهُ وَالْقِيَامِ بِحَصَادِ مَا يُحْصَدُ مِنْهُ وَجَمْعِهِ وَدِيَاسَةِ مَا يُدَاسُ مِنْهُ وَتَذْرِيَتِهِ بِنَفَقَتِكَ عَلَى ذَلِكَ كُلِّهِ دُونِي وَأَعْمَلَ فِيهِ كُلِّهِ بِيَدِي وَأَعْوَانِي دُونَكَ عَلَى أَنَّ لَكَ مِنْ جَمِيعِ مَا يُخْرِجُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ ذَلِكَ كُلِّهِ فِي هَذِهِ الْمُدَّةِ الْمَوْصُوفَةِ فِي هَذَا الْكِتَابِ مِنْ أَوَّلِهَا إِلَى آخِرِهَا فَلَكَ ثَلاَثَةُ أَرْبَاعِهِ بِحَظِّ أَرْضِكَ وَشِرْبِكَ وَبَذْرِكَ وَنَفَقَاتِكَ وَلِيَ الرُّبُعُ الْبَاقِي مِنْ جَمِيعِ ذَلِكَ بِزِرَاعَتِي وَعَمَلِي وَقِيَامِي عَلَى ذَلِكَ بِيَدِي وَأَعْوَانِي وَدَفَعْتَ إِلَىَّ جَمِيعَ أَرْضِكَ هَذِهِ الْمَحْدُودَةِ فِي هَذَا الْكِتَابِ بِجَمِيعِ حُقُوقِهَا وَمَرَافِقِهَا وَقَبَضْتُ ذَلِكَ كُلَّهُ مِنْكَ يَوْمَ كَذَا مِنْ شَهْرِ كَذَا مِنْ سَنَةِ كَذَا فَصَارَ جَمِيعُ ذَلِكَ فِي يَدِي لَكَ لاَ مِلْكَ لِي فِي شَىْءٍ مِنْهُ وَلاَ دَعْوَى وَلاَ طَلِبَةَ إِلاَّ هَذِهِ الْمُزَارَعَةَ الْمَوْصُوفَةَ فِي هَذَا الْكِتَابِ فِي هَذِهِ السَّنَةِ الْمُسَمَّاةِ فِيهِ فَإِذَا انْقَضَتْ فَذَلِكَ كُلُّهُ مَرْدُودٌ إِلَيْكَ وَإِلَى يَدِكَ وَلَكَ أَنْ تُخْرِجَنِي بَعْدَ انْقِضَائِهَا مِنْهَا وَتُخْرِجَهَا مِنْ يَدِي وَيَدِ كُلِّ مَنْ صَارَتْ لَهُ فِيهَا يَدٌ بِسَبَبِي أَقَرَّ فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ وَكُتِبَ هَذَا الْكِتَابُ نُسْخَتَيْنِ.

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 3927 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü