Allah'a ve Resûl'e ait humus, sadakadan yemeyen Peygamber ve akrabası içindi.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 4147, Kitap 38, Hadis 15
Türkçe meal

Mücâhid şöyle rivayet etti:

Allah'a ve Resûl'e ait olan humus, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile akrabasına aitti; onlar sadakadan hiçbir şey yemezlerdi. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) humusun beşte biri, akrabasına humusun beşte biri, yetimlere bunun kadarı, yoksullara bunun kadarı ve yolda kalmışlara da bunun kadarı (ayrılırdı).

Ebû Abdurrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Allah (celle senâüh) şöyle buyurdu: “Bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resûl'e, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.” (Enfâl 8/41) Allah'ın (azze ve celle) “Allah'a” sözü, sözün başlangıcıdır; çünkü her şey Allah'ındır (azze ve celle). Belki de fey' ve humus hakkındaki sözü kendini anarak açmıştır, çünkü bunlar kazancın en şereflisidir. Sadakayı ise kendine (azze ve celle) nispet etmemiştir, çünkü o insanların kirleridir. Allah daha iyi bilir. Ganimetten bir şey alınıp Kâbe'ye konulacağı, bunun da Allah'a (azze ve celle) ait pay olduğu söylenmiştir. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) payı imama aittir; ondan at ve silah satın alır, ondan İslâm ehline yarar ve fayda sağlayacağını gördüğü kimselere, hadis, ilim, fıkıh ve Kur'ân ehline verir. Bir pay da yakınlaradır; onlar Hâşimoğulları ile Muttaliboğulları'dır; zengini de fakiri de aralarında (bu payı paylaşır). Bunun, yetimler ve yolda kalmışlar gibi, zenginlerine değil fakirlerine ait olduğu da söylenmiştir. Bana göre iki görüşten doğruya en yakın olanı budur. Allah daha iyi bilir. Küçük ve büyük, erkek ve kadın (bunda) eşittir; çünkü Allah (azze ve celle) bunu onlara ayırmış, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) da onu aralarında taksim etmiştir; hadiste onlardan bazısını bazısına üstün tuttuğuna dair bir şey yoktur. Malının üçte birini falan oğullarına vasiyet eden bir adam hakkında, (sayıları) belirlenebiliyorsa bunun aralarında olduğu ve erkekle kadının bunda eşit olduğu konusunda âlimler arasında bildiğimiz bir ihtilaf yoktur. Falan oğullarına ayrılan her şey de böyledir; bunu emreden kişi (aksini) açıklamadıkça aralarında eşit olarak paylaştırılır. Başarıya ulaştıran Allah'tır. Bir pay müslümanların yetimlerine, bir pay müslümanların yoksullarına, bir pay da müslümanların yolda kalmışlarınadır. Onlardan hiçbirine hem yoksul payı hem yolda kalmış payı verilmez; ona: “Hangisini dilersen al.” denir. Beşte dördü ise imam, savaşta hazır bulunan ergin müslümanlar arasında taksim eder.

Sünen-i Nesâî 4147, Kitap 38, Hadis 15

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَحْبُوبٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ خُصَيْفٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ الْخُمُسُ الَّذِي لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ كَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَرَابَتِهِ لاَ يَأْكُلُونَ مِنَ الصَّدَقَةِ شَيْئًا فَكَانَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خُمُسُ الْخُمُسِ وَلِذِي قَرَابَتِهِ خُمُسُ الْخُمُسِ وَلِلْيَتَامَى مِثْلُ ذَلِكَ وَلِلْمَسَاكِينِ مِثْلُ ذَلِكَ وَلاِبْنِ السَّبِيلِ مِثْلُ ذَلِكَ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ اللَّهُ جَلَّ ثَنَاؤُهُ { وَاعْلَمُوا أَنَّمَا غَنِمْتُمْ مِنْ شَىْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ } وَقَوْلُهُ عَزَّ وَجَلَّ لِلَّهِ ابْتِدَاءُ كَلاَمٍ لأَنَّ الأَشْيَاءَ كُلَّهَا لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَلَعَلَّهُ إِنَّمَا اسْتَفْتَحَ الْكَلاَمَ فِي الْفَىْءِ وَالْخُمُسِ بِذِكْرِ نَفْسِهِ لأَنَّهَا أَشْرَفُ الْكَسْبِ وَلَمْ يَنْسُبِ الصَّدَقَةَ إِلَى نَفْسِهِ عَزَّ وَجَلَّ لأَنَّهَا أَوْسَاخُ النَّاسِ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ وَقَدْ قِيلَ يُؤْخَذُ مِنَ الْغَنِيمَةِ شَىْءٌ فَيُجْعَلُ فِي الْكَعْبَةِ وَهُوَ السَّهْمُ الَّذِي لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَسَهْمُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الإِمَامِ يَشْتَرِي الْكُرَاعَ مِنْهُ وَالسِّلاَحَ وَيُعْطِي مِنْهُ مَنْ رَأَى مِمَّنْ رَأَى فِيهِ غَنَاءً وَمَنْفَعَةً لأَهْلِ الإِسْلاَمِ وَمِنْ أَهْلِ الْحَدِيثِ وَالْعِلْمِ وَالْفِقْهِ وَالْقُرْآنِ وَسَهْمٌ لِذِي الْقُرْبَى وَهُمْ بَنُو هَاشِمٍ وَبَنُو الْمُطَّلِبِ بَيْنَهُمُ الْغَنِيُّ مِنْهُمْ وَالْفَقِيرُ وَقَدْ قِيلَ إِنَّهُ لِلْفَقِيرِ مِنْهُمْ دُونَ الْغَنِيِّ كَالْيَتَامَى وَابْنِ السَّبِيلِ وَهُوَ أَشْبَهُ الْقَوْلَيْنِ بِالصَّوَابِ عِنْدِي وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ وَالصَّغِيرُ وَالْكَبِيرُ وَالذَّكَرُ وَالأُنْثَى سَوَاءٌ لأَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ جَعَلَ ذَلِكَ لَهُمْ وَقَسَّمَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهِمْ وَلَيْسَ فِي الْحَدِيثِ أَنَّهُ فَضَّلَ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَلاَ خِلاَفَ نَعْلَمُهُ بَيْنَ الْعُلَمَاءِ فِي رَجُلٍ لَوْ أَوْصَى بِثُلُثِهِ لِبَنِي فُلاَنٍ أَنَّهُ بَيْنَهُمْ وَأَنَّ الذَّكَرَ وَالأُنْثَى فِيهِ سَوَاءٌ إِذَا كَانُوا يُحْصَوْنَ فَهَكَذَا كُلُّ شَىْءٍ صُيِّرَ لِبَنِي فُلاَنٍ أَنَّهُ بَيْنَهُمْ بِالسَّوِيَّةِ إِلاَّ أَنْ يُبَيِّنَ ذَلِكَ الآمِرُ بِهِ وَاللَّهُ وَلِيُّ التَّوْفِيقِ وَسَهْمٌ لِلْيَتَامَى مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَسَهْمٌ لِلْمَسَاكِينِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَسَهْمٌ لاِبْنِ السَّبِيلِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَلاَ يُعْطَى أَحَدٌ مِنْهُمْ سَهْمُ مِسْكِينٍ وَسَهْمُ ابْنِ السَّبِيلِ وَقِيلَ لَهُ خُذْ أَيَّهُمَا شِئْتَ وَالأَرْبَعَةُ أَخْمَاسٍ يَقْسِمُهَا الإِمَامُ بَيْنَ مَنْ حَضَرَ الْقِتَالَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ الْبَالِغِينَ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 4147 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü