Mi'râc gecesi Peygamber Beytülmakdis'te peygamberlere imam oldu; beş vakit namaz elliye bedel tutuldu.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 450, Kitap 5, Hadis 3
Hasen
Türkçe meal

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bana eşekten büyük, katırdan küçük, adımını gözünün eriştiği yere atan bir binek getirildi. Bindim; Cebrâil (aleyhisselâm) da yanımdaydı. Yola koyuldum. ‘İn ve namaz kıl’ dedi. Öyle yaptım. ‘Nerede namaz kıldığını biliyor musun? Tayyibe'de namaz kıldın; hicret oraya olacak’ dedi. Sonra ‘İn ve namaz kıl’ dedi. Namaz kıldım. ‘Nerede namaz kıldığını biliyor musun? Allah'ın (azze ve celle) Mûsâ (aleyhisselâm) ile konuştuğu Tûr-i Sînâ'da namaz kıldın’ dedi. Sonra ‘İn ve namaz kıl’ dedi. İnip namaz kıldım. ‘Nerede namaz kıldığını biliyor musun? Îsâ'nın (aleyhisselâm) doğduğu Beytülahm'da namaz kıldın’ dedi. Sonra Beytülmakdis'e girdim. Peygamberler (aleyhimüsselâm) benim için bir araya getirildi. Cebrâil beni öne geçirdi ve onlara imam oldum. Sonra dünya semasına çıkarıldım; orada Âdem (aleyhisselâm) vardı. Sonra ikinci semaya çıkarıldım; orada iki teyze oğlu Îsâ ve Yahyâ (aleyhimesselâm) vardı. Sonra üçüncü semaya çıkarıldım; orada Yûsuf (aleyhisselâm) vardı. Sonra dördüncü semaya çıkarıldım; orada Hârûn (aleyhisselâm) vardı. Sonra beşinci semaya çıkarıldım; orada İdrîs (aleyhisselâm) vardı. Sonra altıncı semaya çıkarıldım; orada Mûsâ (aleyhisselâm) vardı. Sonra yedinci semaya çıkarıldım; orada İbrâhîm (aleyhisselâm) vardı. Sonra yedi göğün üstüne çıkarıldım ve Sidretü'l-Müntehâ'ya vardık. Beni bir bulut kapladı, secdeye kapandım. Bana şöyle denildi: ‘Ben gökleri ve yeri yarattığım gün sana ve ümmetine elli namaz farz kıldım. Sen ve ümmetin onları yerine getirin.’ İbrâhîm'e döndüm; bana hiçbir şey sormadı. Sonra Mûsâ'ya vardım. ‘Allah sana ve ümmetine kaç (namaz) farz kıldı?’ dedi. ‘Elli namaz’ dedim. ‘Ne sen ne de ümmetin onları yerine getirmeye güç yetirebilirsiniz. Rabbine dön ve O'ndan hafifletme iste’ dedi. Rabbime döndüm; benden on (namaz) hafifletti. Sonra Mûsâ'ya vardım; bana dönmemi emretti. Döndüm; benden on (namaz daha) hafifletti. Sonra (namazlar) beş namaza indirildi. (Mûsâ) ‘Rabbine dön ve O'ndan hafifletme iste; çünkü O, İsrâiloğullarına iki namaz farz kılmıştı da onları yerine getirmediler’ dedi. Rabbime (azze ve celle) döndüm ve O'ndan hafifletme istedim. ‘Ben gökleri ve yeri yarattığım gün sana ve ümmetine elli namaz farz kıldım. Beş, elliye bedeldir. Sen ve ümmetin onları yerine getirin’ buyurdu. Bunun Allah'tan (tebâreke ve teâlâ) kesin bir emir olduğunu anladım. Mûsâ'ya (aleyhisselâm) döndüm; ‘Geri dön’ dedi. Bunun Allah'tan kesin —yani kaçınılmaz— bir emir olduğunu anladığım için geri dönmedim.”

Sünen-i Nesâî 450, Kitap 5, Hadis 3

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ أَبِي مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُتِيتُ بِدَابَّةٍ فَوْقَ الْحِمَارِ وَدُونَ الْبَغْلِ خَطْوُهَا عِنْدَ مُنْتَهَى طَرْفِهَا فَرَكِبْتُ وَمَعِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَسِرْتُ فَقَالَ انْزِلْ فَصَلِّ . فَفَعَلْتُ فَقَالَ أَتَدْرِي أَيْنَ صَلَّيْتَ صَلَّيْتَ بِطَيْبَةَ وَإِلَيْهَا الْمُهَاجَرُ ثُمَّ قَالَ انْزِلْ فَصَلِّ . فَصَلَّيْتُ فَقَالَ أَتَدْرِي أَيْنَ صَلَّيْتَ صَلَّيْتَ بِطُورِ سَيْنَاءَ حَيْثُ كَلَّمَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ قَالَ انْزِلْ فَصَلِّ . فَنَزَلْتُ فَصَلَّيْتُ فَقَالَ أَتَدْرِي أَيْنَ صَلَّيْتَ صَلَّيْتَ بِبَيْتِ لَحْمٍ حَيْثُ وُلِدَ عِيسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ . ثُمَّ دَخَلْتُ بَيْتَ الْمَقْدِسِ فَجُمِعَ لِيَ الأَنْبِيَاءُ عَلَيْهِمُ السَّلاَمُ فَقَدَّمَنِي جِبْرِيلُ حَتَّى أَمَمْتُهُمْ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَإِذَا فِيهَا آدَمُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ الثَّانِيَةِ فَإِذَا فِيهَا ابْنَا الْخَالَةِ عِيسَى وَيَحْيَى عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ الثَّالِثَةِ فَإِذَا فِيهَا يُوسُفُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ الرَّابِعَةِ فَإِذَا فِيهَا هَارُونُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ الْخَامِسَةِ فَإِذَا فِيهَا إِدْرِيسُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ السَّادِسَةِ فَإِذَا فِيهَا مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي إِلَى السَّمَاءِ السَّابِعَةِ فَإِذَا فِيهَا إِبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ثُمَّ صُعِدَ بِي فَوْقَ سَبْعِ سَمَوَاتٍ فَأَتَيْنَا سِدْرَةَ الْمُنْتَهَى فَغَشِيَتْنِي ضَبَابَةٌ فَخَرَرْتُ سَاجِدًا فَقِيلَ لِي إِنِّي يَوْمَ خَلَقْتُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ فَرَضْتُ عَلَيْكَ وَعَلَى أُمَّتِكَ خَمْسِينَ صَلاَةً فَقُمْ بِهَا أَنْتَ وَأُمَّتُكَ . فَرَجَعْتُ إِلَى إِبْرَاهِيمَ فَلَمْ يَسْأَلْنِي عَنْ شَىْءٍ ثُمَّ أَتَيْتُ عَلَى مُوسَى فَقَالَ كَمْ فَرَضَ اللَّهُ عَلَيْكَ وَعَلَى أُمَّتِكَ قُلْتُ خَمْسِينَ صَلاَةً . قَالَ فَإِنَّكَ لاَ تَسْتَطِيعُ أَنْ تَقُومَ بِهَا أَنْتَ وَلاَ أُمَّتُكَ فَارْجِعْ إِلَى رَبِّكَ فَاسْأَلْهُ التَّخْفِيفَ . فَرَجَعْتُ إِلَى رَبِّي فَخَفَّفَ عَنِّي عَشْرًا ثُمَّ أَتَيْتُ مُوسَى فَأَمَرَنِي بِالرُّجُوعِ فَرَجَعْتُ فَخَفَّفَ عَنِّي عَشْرًا ثُمَّ رُدَّتْ إِلَى خَمْسِ صَلَوَاتٍ . قَالَ فَارْجِعْ إِلَى رَبِّكَ فَاسْأَلْهُ التَّخْفِيفَ فَإِنَّهُ فَرَضَ عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ صَلاَتَيْنِ فَمَا قَامُوا بِهِمَا . فَرَجَعْتُ إِلَى رَبِّي عَزَّ وَجَلَّ فَسَأَلْتُهُ التَّخْفِيفَ فَقَالَ إِنِّي يَوْمَ خَلَقْتُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ فَرَضْتُ عَلَيْكَ وَعَلَى أُمَّتِكَ خَمْسِينَ صَلاَةً فَخَمْسٌ بِخَمْسِينَ فَقُمْ بِهَا أَنْتَ وَأُمَّتُكَ . فَعَرَفْتُ أَنَّهَا مِنَ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى صِرَّى فَرَجَعْتُ إِلَى مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ ارْجِعْ فَعَرَفْتُ أَنَّهَا مِنَ اللَّهِ صِرَّى - أَىْ حَتْمٌ - فَلَمْ أَرْجِعْ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 450 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü