Muâviye hoşlanmasa da Resûlullah'tan işittiğimizi mutlaka anlatacağız.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 4562, Kitap 44, Hadis 114
Sahih
Türkçe meal

Müslim b. Yesâr ve Abdullah b. Ubeyd şöyle rivayet etti:

Bir konak yeri, Ubâde b. Sâmit ile Muâviye'yi bir araya getirdi. Ubâde şöyle dedi: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), altını altına, gümüşü gümüşe, buğdayı buğdaya, arpayı arpaya, hurmayı hurmaya —ikisinden biri 'tuzu tuza' dedi, öbürü söylemedi— ancak eşit olarak ve misli misline satmamızı yasakladı. —İkisinden biri 'Kim fazla verir yahut fazla isterse ribâ yapmış olur' dedi, öbürü söylemedi.— Altını gümüşe, gümüşü altına, buğdayı arpaya, arpayı buğdaya da elden ele, dilediğimiz gibi satmamızı emretti.” Bu hadis Muâviye'ye ulaşınca ayağa kalkıp şöyle dedi: “Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) birtakım hadisler anlatan adamlara ne oluyor? Biz de onunla beraber bulunduk, ama bunu ondan işitmedik.” Bu söz Ubâde b. Sâmit'e ulaşınca o da ayağa kalktı, hadisi tekrar anlattı ve şöyle dedi: “Muâviye'nin burnu yere sürtülse (hoşuna gitmese) de Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittiğimizi mutlaka anlatacağız.”

Katâde ona muhalefet etti; hadisi Müslim b. Yesâr'dan, o Ebü'l-Eş'as'tan, o da Ubâde'den rivayet etti.

Sünen-i Nesâî 4562, Kitap 44, Hadis 114

Arapça metin
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ عَلْقَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُسْلِمُ بْنُ يَسَارٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالاَ جَمَعَ الْمَنْزِلُ بَيْنَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَبَيْنَ مُعَاوِيَةَ فَقَالَ عُبَادَةُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَبِيعَ الذَّهَبَ بِالذَّهَبِ وَالْوَرِقَ بِالْوَرِقِ وَالْبُرَّ بِالْبُرِّ وَالشَّعِيرَ بِالشَّعِيرِ وَالتَّمْرَ بِالتَّمْرِ - قَالَ أَحَدُهُمَا وَالْمِلْحَ بِالْمِلْحِ وَلَمْ يَقُلِ الآخَرُ - إِلاَّ سَوَاءً بِسَوَاءٍ مِثْلاً بِمِثْلٍ - قَالَ أَحَدُهُمَا مَنْ زَادَ أَوِ ازْدَادَ فَقَدْ أَرْبَى وَلَمْ يَقُلِ الآخَرُ - وَأَمَرَنَا أَنْ نَبِيعَ الذَّهَبَ بِالْوَرِقِ وَالْوَرِقَ بِالذَّهَبِ وَالْبُرَّ بِالشَّعِيرِ وَالشَّعِيرَ بِالْبُرِّ يَدًا بِيَدٍ كَيْفَ شِئْنَا فَبَلَغَ هَذَا الْحَدِيثُ مُعَاوِيَةَ فَقَامَ فَقَالَ مَا بَالُ رِجَالٍ يُحَدِّثُونَ أَحَادِيثَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ صَحِبْنَاهُ وَلَمْ نَسْمَعْهُ مِنْهُ . فَبَلَغَ ذَلِكَ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ فَقَامَ فَأَعَادَ الْحَدِيثَ فَقَالَ لَنُحَدِّثَنَّ بِمَا سَمِعْنَاهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَإِنْ رُغِمَ مُعَاوِيَةُ . خَالَفَهُ قَتَادَةُ رَوَاهُ عَنْ مُسْلِمِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ عَنْ عُبَادَةَ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 4562 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü