Câbir b. Abdullah (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Cebrâil, namaz vakitlerini öğretmek için Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldi. Cebrâil öne geçti; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun arkasında, insanlar da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasındaydı. Öğleyi güneş zevale erdiğinde kıldı. Gölge kişinin boyu kadar olduğunda yine ona geldi ve aynısını yaptı: Cebrâil öne geçti; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun arkasında, insanlar da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasındaydı; ikindiyi kıldı. Sonra güneş battığında ona geldi; Cebrâil öne geçti; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun arkasında, insanlar da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasındaydı; akşamı kıldı. Sonra şafak kaybolduğunda ona geldi; Cebrâil öne geçti; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun arkasında, insanlar da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasındaydı; yatsıyı kıldı. Sonra tan yarıldığında ona geldi; Cebrâil öne geçti; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun arkasında, insanlar da Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasındaydı; sabahı kıldı. Sonra ikinci gün, adamın gölgesi boyu kadar olduğunda ona geldi ve dün yaptığının aynısını yaparak öğleyi kıldı. Sonra adamın gölgesi boyunun iki misli olduğunda ona geldi ve dün yaptığı gibi yaparak ikindiyi kıldı. Sonra güneş battığında ona geldi ve dün yaptığı gibi yaparak akşamı kıldı. Sonra uyuduk, kalktık; yine uyuduk, kalktık. Sonra ona geldi ve dün yaptığı gibi yaparak yatsıyı kıldı. Sonra tan yayılıp sabah olduğunda, yıldızlar (hâlâ) görünür ve birbirine girmiş hâldeyken ona geldi ve dün yaptığı gibi yaparak sabahı kıldı. Sonra şöyle dedi: “Bu iki namaz arası vakittir.”
Sünen-i Nesâî 513, Kitap 6, Hadis 20