Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Îsâ b. Meryem'den (aleyhissalâtü vesselâm) sonra Tevrat'ı ve İncil'i değiştiren krallar vardı. Aralarında Tevrat'ı okuyan müminler de vardı. Krallarına şöyle denildi: “Şu kimselerin bize sövdüğünden daha ağır bir sövgü bulamıyoruz. Onlar, ‘Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.’ (Mâide 5/44) âyetini ve bu (türden) âyetleri okuyorlar; okuyuşlarıyla da amellerimizden dolayı bizi ayıplıyorlar. Onları çağır da bizim okuduğumuz gibi okusunlar ve bizim iman ettiğimiz gibi iman etsinler.” (Kral) onları çağırıp bir araya topladı ve onlara ya ölümü ya da Tevrat ile İncil'den, değiştirdikleri dışında kalanı okumayı bırakmalarını teklif etti. Onlar: “Bundan ne istiyorsunuz? Bizi bırakın.” dediler. İçlerinden bir grup: “Bize bir sütun yapın, sonra bizi onun tepesine çıkarın, sonra bize yiyeceğimizi ve içeceğimizi yukarı çekeceğimiz bir şey verin; bir daha yanınıza gelmeyiz.” dedi. Bir grup da: “Bizi bırakın, yeryüzünde dolaşıp başıboş gezelim, yaban hayvanlarının içtiği gibi içelim; eğer bizi kendi topraklarınızda yakalarsanız öldürün.” dedi. Bir grup da: “Bize çöllerde evler yapın; kuyular kazar, sebze yetiştiririz. Yanınıza gelmeyiz, yanınızdan da geçmeyiz.” dedi. Kabilelerden her birinin onların arasında bir yakını vardı. (İbn Abbâs) dedi ki: Bunu yaptılar. Bunun üzerine Allah (azze ve celle) şu âyeti indirdi: “Uydurdukları ruhbanlığı ise biz onlara yazmadık; ancak Allah'ın rızasını aramak için (onu uydurdular); fakat ona gereği gibi riayet etmediler.” (Hadîd 57/27) Diğerleri ise: “Falanın ibadet ettiği gibi ibadet ederiz, falanın dolaştığı gibi dolaşırız, falanın edindiği gibi evler ediniriz.” dediler. Oysa onlar şirkleri üzere idiler ve uydukları kimselerin imanından haberleri yoktu. Allah, Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderdiğinde onlardan pek azı kalmıştı. Bir adam manastır hücresinden indi, bir seyyah seyahatinden geldi, manastır sahibi de manastırından geldi; ona iman edip onu tasdik ettiler. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu: “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve O'nun Resûlü'ne iman edin ki size rahmetinden iki pay versin.” (Hadîd 57/28) —Yani Îsâ'ya, Tevrat'a ve İncil'e imanları ile Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) imanları ve onu tasdikleri sebebiyle iki ecir.— “Ve size, kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin.” —Yani Kur'ân'ı ve onların Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) uymalarını.— “Ta ki Ehl-i kitap —size benzemeye çalışanlar— bilsin ki Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremezler...” (Hadîd 57/29) âyetin sonuna kadar.
Sünen-i Nesâî 5400, Kitap 49, Hadis 22