Rabbin kula en yakın olduğu an gecenin son kısmıdır; o vakitte Allah'ı ananlardan olabilirsen ol.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 572, Kitap 6, Hadis 79
Sahih
Türkçe meal

Amr b. Abese (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

“Ey Allah'ın Resûlü! (Allah'a) diğerinden daha yakın olunan bir vakit var mıdır, ya da anılması (gözetilmesi) istenen bir vakit var mıdır?” dedim. Şöyle buyurdu: “Evet. Rabbin (azze ve celle) kula en yakın olduğu an, gecenin son kısmının ortasıdır. O vakitte Allah'ı (azze ve celle) ananlardan olabilirsen ol. Çünkü namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin) hazır bulunduğu ve şahit olduğu bir namazdır. Güneş şeytanın iki boynuzu arasında doğar; o vakit kâfirlerin namaz vaktidir. Güneş bir mızrak boyu yükselip ışığının parıltısı gidinceye kadar namazı bırak. Sonra namaz, gün ortasında güneş mızrak gibi dimdik duruncaya kadar hazır bulunulan ve şahit olunan bir namazdır. Bu, cehennem kapılarının açıldığı ve kızıştırıldığı bir vakittir. Gölge (doğuya) dönünceye kadar namazı bırak. Sonra namaz, güneş batıncaya kadar hazır bulunulan ve şahit olunan bir namazdır. Güneş şeytanın iki boynuzu arasında batar; o, kâfirlerin namazıdır.”

Sünen-i Nesâî 572, Kitap 6, Hadis 79

Arapça metin
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو يَحْيَى، سُلَيْمُ بْنُ عَامِرٍ وَضَمْرَةُ بْنُ حَبِيبٍ وَأَبُو طَلْحَةَ نُعَيْمُ بْنُ زِيَادٍ قَالُوا سَمِعْنَا أَبَا أُمَامَةَ الْبَاهِلِيَّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ عَبَسَةَ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ أَقْرَبُ مِنَ الأُخْرَى أَوْ هَلْ مِنْ سَاعَةٍ يُبْتَغَى ذِكْرُهَا قَالَ " نَعَمْ إِنَّ أَقْرَبَ مَا يَكُونُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ مِنَ الْعَبْدِ جَوْفُ اللَّيْلِ الآخِرِ فَإِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ فَإِنَّ الصَّلاَةَ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ إِلَى طُلُوعِ الشَّمْسِ فَإِنَّهَا تَطْلُعُ بَيْنَ قَرْنَىِ الشَّيْطَانِ وَهِيَ سَاعَةُ صَلاَةِ الْكُفَّارِ فَدَعِ الصَّلاَةَ حَتَّى تَرْتَفِعَ قِيدَ رُمْحٍ وَيَذْهَبَ شُعَاعُهَا ثُمَّ الصَّلاَةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَعْتَدِلَ الشَّمْسُ اعْتِدَالَ الرُّمْحِ بِنِصْفِ النَّهَارِ فَإِنَّهَا سَاعَةٌ تُفْتَحُ فِيهَا أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَتُسْجَرُ فَدَعِ الصَّلاَةَ حَتَّى يَفِيءَ الْفَىْءُ ثُمَّ الصَّلاَةُ مَحْضُورَةٌ مَشْهُودَةٌ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ فَإِنَّهَا تَغِيبُ بَيْنَ قَرْنَىْ شَيْطَانٍ وَهِيَ صَلاَةُ الْكُفَّارِ " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 572 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü