Abdullah b. Amr (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Âdemoğlunun sahip olmadığı şeyde adağı yoktur, sahip olmadığı şeyde azat etmesi yoktur, sahip olmadığı şeyde boşaması da yoktur.”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Ali'den, Muâz b. Cebel'den, Câbir'den, İbn Abbâs'tan ve Âişe'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Abdullah b. Amr hadisi hasen sahihtir ve bu babda rivayet edilenlerin en güzelidir. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından ve başkalarından ilim ehlinin çoğunluğunun görüşü budur. Bu görüş Ali b. Ebû Tâlib, İbn Abbâs, Câbir b. Abdullah, Saîd b. el-Müseyyeb, Hasan, Saîd b. Cübeyr, Ali b. Hüseyn, Şüreyh, Câbir b. Zeyd ve tâbiîn fakihlerinden birçok kişiden rivayet edilmiştir. Şâfiî de bunu söyler. İbn Mes'ûd'un, adı belirlenmiş kadın (mensûbe) hakkında “Boş olur” dediği rivayet edilmiştir. İbrâhîm en-Nehaî, Şa'bî ve diğer bazı ilim ehlinden, “Bir vakit belirlerse (talâk) gerçekleşir” dedikleri rivayet edilmiştir. Süfyân es-Sevrî ve Mâlik b. Enes'in görüşü de şudur: Belirli bir kadının adını verirse, bir vakit belirlerse ya da “Şu beldeden evlenirsem (boş olsun)” derse, evlendiğinde kadın boş olur. İbnü'l-Mübârek ise bu babda sıkı davranmış ve “(Böyle bir yeminden sonra evlenmeyi) yaparsa, (kadın) ona haramdır demem” demiştir. Ahmed, “Evlenirse ona hanımından ayrılmasını emretmem” demiştir. İshâk ise şöyle demiştir: “Adı belirlenmiş kadın konusunda İbn Mes'ûd hadisi sebebiyle (talâkın geçerliliğine) cevaz veririm; ancak onunla evlenirse hanımı kendisine haram olur demem.” İshâk, adı belirlenmemiş kadın konusunda genişlik tanımıştır. Abdullah İbnü'l-Mübârek'e, evlenmeyeceğine dair talâk üzerine yemin edip sonra evlenmek isteyen bir adamın, bu konuda ruhsat veren fakihlerin görüşünü almasına ruhsat olup olmadığı soruldu. Abdullah İbnü'l-Mübârek şöyle dedi: “Bu meseleye düşmeden önce bu görüşü hak olarak görüyorduysa onların görüşünü alabilir. Ama buna razı olmayıp meseleye düşünce onların görüşünü almak isteyen kimse için bunu uygun görmem.”
Câmiu't-Tirmizî 1181, Kitap 13, Hadis 7