İddet bitmek üzereyken dönülerek sınırsız boşamanın önü "Boşama iki keredir" âyetiyle kesildi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1192, Kitap 13, Hadis 19
Hasen
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

İnsanlar (önceden şöyleydi): Adam karısını dilediği kadar boşardı; iddeti içindeyken ona dönerse kadın yine onun karısı olurdu, isterse onu yüz kere ya da daha fazla boşamış olsun. Hatta bir adam karısına: “Vallahi seni, benden ayrılıp bâin olacağın şekilde boşamayacağım; seni hiçbir zaman barındırmayacağım da” dedi. Kadın: “Bu nasıl olur?” dedi. Adam: “Seni boşarım; iddetin bitmek üzere olduğu her seferde sana geri dönerim” dedi. Kadın gidip Âişe'nin yanına girdi ve ona (durumu) haber verdi. Âişe, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) gelinceye kadar sustu. (Gelince) ona haber verdi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de Kur'ân ininceye kadar sustu: “Boşama iki keredir. Sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle bırakmaktır.” (Bakara 2/229) Âişe dedi ki: Bunun üzerine insanlar, daha önce boşamış olan da boşamamış olan da, boşamayı o andan itibaren yeniden başlattılar.

Bu hadis, Hişâm b. Urve'den —babasından— başka bir senetle de aynı anlamda rivayet edilmiştir; bu rivayette “Âişe'den” denmemiştir. Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu, Ya'lâ b. Şebîb'in hadisinden daha sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 1192, Kitap 13, Hadis 19

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا يَعْلَى بْنُ شَبِيبٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّاسُ وَالرَّجُلُ يُطَلِّقُ امْرَأَتَهُ مَا شَاءَ أَنْ يُطَلِّقَهَا وَهِيَ امْرَأَتُهُ إِذَا ارْتَجَعَهَا وَهِيَ فِي الْعِدَّةِ وَإِنْ طَلَّقَهَا مِائَةَ مَرَّةٍ أَوْ أَكْثَرَ حَتَّى قَالَ رَجُلٌ لاِمْرَأَتِهِ وَاللَّهِ لاَ أُطَلِّقُكِ فَتَبِينِي مِنِّي وَلاَ آوِيكِ أَبَدًا . قَالَتْ وَكَيْفَ ذَاكَ قَالَ أُطَلِّقُكِ فَكُلَّمَا هَمَّتْ عِدَّتُكِ أَنْ تَنْقَضِيَ رَاجَعْتُكِ . فَذَهَبَتِ الْمَرْأَةُ حَتَّى دَخَلَتْ عَلَى عَائِشَةَ فَأَخْبَرَتْهَا فَسَكَتَتْ عَائِشَةُ حَتَّى جَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَتْهُ فَسَكَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى نَزَلَ الْقُرْآنُ : ( الطَّلاَقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ ) قَالَتْ عَائِشَةُ فَاسْتَأْنَفَ النَّاسُ الطَّلاَقَ مُسْتَقْبَلاً مَنْ كَانَ طَلَّقَ وَمَنْ لَمْ يَكُنْ طَلَّقَ .

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ بِمَعْنَاهُ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ عَنْ عَائِشَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ يَعْلَى بْنِ شَبِيبٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1192 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü