Resûlullah hanımlarına îlâ yaptı, haram kıldığını helal kıldı ve yemini için keffâret ödedi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1201, Kitap 13, Hadis 28
Zayıf
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımlarına îlâ yaptı ve (bir şeyi kendine) haram kıldı; haramı helal kıldı ve yemin için keffâret ödedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Enes'ten ve Ebû Mûsâ'dan da rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Mesleme b. Alkame'nin Dâvûd'dan rivayet ettiği hadisi, Ali b. Müshir ve başkaları Dâvûd'dan —Şa'bî'den— mürsel olarak “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)...” şeklinde rivayet etmişlerdir; bu rivayette “Mesrûk'tan, Âişe'den” yoktur. Bu, Mesleme b. Alkame'nin hadisinden daha sahihtir. Îlâ, adamın dört ay ya da daha fazla süre karısına yaklaşmayacağına yemin etmesidir. İlim ehli, dört ay geçtiğinde (hükmün ne olacağı) konusunda ihtilaf etmiştir. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli “Dört ay geçince (adam) durdurulur; ya (karısına) döner ya da boşar” demiştir; Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed ve İshâk'ın görüşü budur. Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından ve başkalarından bazı ilim ehli ise “Dört ay geçince bu bir bâin talâk olur” demiştir; Süfyân es-Sevrî ve Kûfe ehlinin görüşü budur.

Câmiu't-Tirmizî 1201, Kitap 13, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ قَزَعَةَ الْبَصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عَلْقَمَةَ، أَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ وَحَرَّمَ فَجَعَلَ الْحَرَامَ حَلاَلاً وَجَعَلَ فِي الْيَمِينِ كَفَّارَةً . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَنَسٍ وَأَبِي مُوسَى . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ مَسْلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ عَنْ دَاوُدَ رَوَاهُ عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ وَغَيْرُهُ عَنْ دَاوُدَ عَنِ الشَّعْبِيِّ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . مُرْسَلاً . وَلَيْسَ فِيهِ عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَائِشَةَ وَهَذَا أَصَحُّ مِنْ حَدِيثِ مَسْلَمَةَ بْنِ عَلْقَمَةَ . وَالإِيلاَءُ هُوَ أَنْ يَحْلِفَ الرَّجُلُ أَنْ لاَ يَقْرُبَ امْرَأَتَهُ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ فَأَكْثَرَ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِيهِ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ يُوقَفُ فَإِمَّا أَنْ يَفِيءَ وَإِمَّا أَنْ يُطَلِّقَ . وَهُوَ قَوْلُ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ إِذَا مَضَتْ أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ فَهِيَ تَطْلِيقَةٌ بَائِنَةٌ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1201 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü