İstihâza şeytanın bir tepmesidir; altı ya da yedi gün kendini hayızlı say, sonra gusül al.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 128, Kitap 1, Hadis 128
Zayıf
Türkçe meal

Hamne bint Cahş (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Çok ve şiddetli bir istihâza kanı görüyordum. Fetva sormak ve durumu bildirmek için Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldim; onu kız kardeşim Zeyneb bint Cahş'ın evinde buldum. “Ey Allah'ın Resûlü! Ben çok ve şiddetli istihâza kanı görüyorum; bu konuda bana ne emredersin? Beni oruçtan ve namazdan alıkoydu” dedim. (Peygamber): “Sana pamuk (kullanmanı) tavsiye ederim; o kanı giderir” buyurdu. “Kan bundan daha fazla” dedim. “O hâlde (bezi) sıkıca bağla” buyurdu. “Bundan daha fazla” dedim. “Öyleyse bir bez edin” buyurdu. “Bundan daha fazla; kan şarıl şarıl akıyor” dedim. Bunun üzerine Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sana iki şey emredeceğim; hangisini yaparsan sana yeter. Her ikisine de gücün yeterse (hangisini seçeceğini) sen daha iyi bilirsin.” Sonra şöyle buyurdu: “Bu ancak şeytanın bir tepmesidir. Allah'ın ilminde (olduğu üzere) altı ya da yedi gün kendini hayızlı say, sonra gusül al. Temizlendiğini ve iyice arındığını görünce yirmi dört ya da yirmi üç gece ve gündüzünde namaz kıl ve oruç tut; bu sana yeter. Kadınların hayız gördükleri ve temizlendikleri gibi, hayız ve temizlik vakitlerine göre sen de böyle yap. Eğer öğleyi geciktirip ikindiyi öne almaya, temizlendiğinde gusledip öğle ile ikindiyi birlikte kılmaya, sonra akşamı geciktirip yatsıyı öne alarak gusledip iki namazı birleştirmeye gücün yeterse bunu yap. Sabahla birlikte de gusledip namaz kılarsın. İşte böyle yap ve buna gücün yeterse oruç tut.” Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu, iki şeyden bana en hoş geleni” buyurdu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bunu Ubeydullah b. Amr er-Rakkî, İbn Cüreyc ve Şerîk de Abdullah b. Muhammed b. Akîl'den —İbrâhîm b. Muhammed b. Talha'dan, amcası İmrân'dan, onun annesi Hamne'den— rivayet etmişlerdir. Ancak İbn Cüreyc “Ömer b. Talha” der; doğrusu İmrân b. Talha'dır. Muhammed'e (Buhârî) bu hadisi sordum; “Hasen sahih bir hadistir” dedi. Ahmed b. Hanbel de böyle “Hasen sahih bir hadistir” dedi. Ahmed ve İshâk istihâzalı kadın hakkında şöyle dediler: Kadın hayzını kanın gelişi ve gidişiyle biliyorsa —gelişi siyah olması, gidişi sarılığa dönmesidir— onun hükmü Fâtıma bint Ebû Hubeyş hadisine göredir. İstihâzalı kadının istihâzadan önce bilinen (âdet) günleri varsa âdet günlerinde namazı bırakır, sonra gusleder, her namaz için abdest alır ve namaz kılar. Kan devam eder, bilinen günleri olmaz ve hayzı kanın gelişi ve gidişiyle de bilemezse onun hükmü Hamne bint Cahş hadisine göredir. Ebû Ubeyd de böyle söylemiştir. Şâfiî ise şöyle dedi: İstihâzalı kadının kanı ilk gördüğü andan itibaren devam eder ve böyle sürerse, on beş güne kadar namazı bırakır. On beş gün içinde ya da daha önce temizlenirse bunlar hayız günleridir. On beş günden fazla kan görürse on dört günün namazını kaza eder, ondan sonra kadınların en az hayız müddeti olan bir gün bir gece namazı bırakır.

Ebû Îsâ dedi ki: İlim ehli hayzın en azı ve en çoğu hakkında ihtilaf etmiştir. İlim ehlinden bazıları hayzın en azı üç, en çoğu on gündür demişlerdir. Süfyân es-Sevrî'nin ve Kûfe ehlinin görüşü budur; İbnü'l-Mübârek de bunu benimser, ondan bunun aksi de rivayet edilmiştir. Atâ b. Ebû Rebâh'ın da aralarında bulunduğu ilim ehlinden bazıları ise hayzın en azı bir gün bir gece, en çoğu on beş gündür demişlerdir. Mâlik, Evzâî, Şâfiî, Ahmed, İshâk ve Ebû Ubeyd'in görüşü budur.

Câmiu't-Tirmizî 128, Kitap 1, Hadis 128

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ عَمِّهِ، عِمْرَانَ بْنِ طَلْحَةَ عَنْ أُمِّهِ، حَمْنَةَ بِنْتِ جَحْشٍ قَالَتْ كُنْتُ أُسْتَحَاضُ حَيْضَةً كَثِيرَةً شَدِيدَةً فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَسْتَفْتِيهِ وَأُخْبِرُهُ فَوَجَدْتُهُ فِي بَيْتِ أُخْتِي زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُسْتَحَاضُ حَيْضَةً كَثِيرَةً شَدِيدَةً فَمَا تَأْمُرُنِي فِيهَا قَدْ مَنَعَتْنِي الصِّيَامَ وَالصَّلاَةَ قَالَ " أَنْعَتُ لَكِ الْكُرْسُفَ فَإِنَّهُ يُذْهِبُ الدَّمَ " . قَالَتْ هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ قَالَ " فَتَلَجَّمِي " . قَالَتْ هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ قَالَ " فَاتَّخِذِي ثَوْبًا " . قَالَتْ هُوَ أَكْثَرُ مِنْ ذَلِكَ إِنَّمَا أَثُجُّ ثَجًّا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " سَآمُرُكِ بِأَمْرَيْنِ أَيَّهُمَا صَنَعْتِ أَجْزَأَ عَنْكِ فَإِنْ قَوِيتِ عَلَيْهِمَا فَأَنْتِ أَعْلَمُ " . فَقَالَ " إِنَّمَا هِيَ رَكْضَةٌ مِنَ الشَّيْطَانِ فَتَحَيَّضِي سِتَّةَ أَيَّامٍ أَوْ سَبْعَةَ أَيَّامٍ فِي عِلْمِ اللَّهِ ثُمَّ اغْتَسِلِي فَإِذَا رَأَيْتِ أَنَّكِ قَدْ طَهُرْتِ وَاسْتَنْقَأْتِ فَصَلِّي أَرْبَعًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً أَوْ ثَلاَثًا وَعِشْرِينَ لَيْلَةً وَأَيَّامَهَا وَصُومِي وَصَلِّي فَإِنَّ ذَلِكِ يُجْزِئُكِ وَكَذَلِكِ فَافْعَلِي كَمَا تَحِيضُ النِّسَاءُ وَكَمَا يَطْهُرْنَ لِمِيقَاتِ حَيْضِهِنَّ وَطُهْرِهِنَّ فَإِنْ قَوِيتِ عَلَى أَنْ تُؤَخِّرِي الظُّهْرَ وَتُعَجِّلِي الْعَصْرَ ثُمَّ تَغْتَسِلِينَ حِينَ تَطْهُرِينَ وَتُصَلِّينَ الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا ثُمَّ تُؤَخِّرِينَ الْمَغْرِبَ وَتُعَجِّلِينَ الْعِشَاءَ ثُمَّ تَغْتَسِلِينَ وَتَجْمَعِينَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ فَافْعَلِي وَتَغْتَسِلِينَ مَعَ الصُّبْحِ وَتُصَلِّينَ وَكَذَلِكِ فَافْعَلِي وَصُومِي إِنْ قَوِيتِ عَلَى ذَلِكِ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَهُوَ أَعْجَبُ الأَمْرَيْنِ إِلَىَّ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَرَوَاهُ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو الرَّقِّيُّ وَابْنُ جُرَيْجٍ وَشَرِيكٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ طَلْحَةَ عَنْ عَمِّهِ عِمْرَانَ عَنْ أُمِّهِ حَمْنَةَ إِلاَّ أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ يَقُولُ عُمَرُ بْنُ طَلْحَةَ وَالصَّحِيحُ عِمْرَانُ بْنُ طَلْحَةَ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ هُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهَكَذَا قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ هُوَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ إِذَا كَانَتْ تَعْرِفُ حَيْضَهَا بِإِقْبَالِ الدَّمِ وَإِدْبَارِهِ وَإِقْبَالُهُ أَنْ يَكُونَ أَسْوَدَ . وَإِدْبَارُهُ أَنْ يَتَغَيَّرَ إِلَى الصُّفْرَةِ فَالْحُكْمُ لَهَا عَلَى حَدِيثِ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ وَإِنْ كَانَتِ الْمُسْتَحَاضَةُ لَهَا أَيَّامٌ مَعْرُوفَةٌ قَبْلَ أَنْ تُسْتَحَاضَ فَإِنَّهَا تَدَعُ الصَّلاَةَ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ثُمَّ تَغْتَسِلُ وَتَتَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ وَتُصَلِّي وَإِذَا اسْتَمَرَّ بِهَا الدَّمُ وَلَمْ يَكُنْ لَهَا أَيَّامٌ مَعْرُوفَةٌ وَلَمْ تَعْرِفِ الْحَيْضَ بِإِقْبَالِ الدَّمِ وَإِدْبَارِهِ فَالْحُكْمُ لَهَا عَلَى حَدِيثِ حَمْنَةَ بِنْتِ جَحْشٍ . وَكَذَلِكَ قَالَ أَبُو عُبَيْدٍ . وَقَالَ الشَّافِعِيُّ الْمُسْتَحَاضَةُ إِذَا اسْتَمَرَّ بِهَا الدَّمُ فِي أَوَّلِ مَا رَأَتْ فَدَامَتْ عَلَى ذَلِكَ فَإِنَّهَا تَدَعُ الصَّلاَةَ مَا بَيْنَهَا وَبَيْنَ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا فَإِذَا طَهُرَتْ فِي خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا أَوْ قَبْلَ ذَلِكَ فَإِنَّهَا أَيَّامُ حَيْضٍ فَإِذَا رَأَتِ الدَّمَ أَكْثَرَ مِنْ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا فَإِنَّهَا تَقْضِي صَلاَةَ أَرْبَعَةَ عَشَرَ يَوْمًا ثُمَّ تَدَعُ الصَّلاَةَ بَعْدَ ذَلِكَ أَقَلَّ مَا تَحِيضُ النِّسَاءُ وَهُوَ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي أَقَلِّ الْحَيْضِ وَأَكْثَرِهِ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ أَقَلُّ الْحَيْضِ ثَلاَثَةٌ وَأَكْثَرُهُ عَشَرَةٌ . وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَأَهْلِ الْكُوفَةِ وَبِهِ يَأْخُذُ ابْنُ الْمُبَارَكِ وَرُوِيَ عَنْهُ خِلاَفُ هَذَا . وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْهُمْ عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ أَقَلُّ الْحَيْضِ يَوْمٌ وَلَيْلَةٌ وَأَكْثَرُهُ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا . وَهُوَ قَوْلُ مَالِكٍ وَالأَوْزَاعِيِّ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ وَأَبِي عُبَيْدٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 128 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü