Ey İkrâş! Bir yerden ye; çünkü bu tek bir yemektir

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1848, Kitap 25, Hadis 64
Zayıf
Türkçe meal

İkrâş b. Züeyb (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Mürre b. Ubeyd oğulları beni mallarının sadakalarıyla Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderdiler. Medine'de yanına vardım; onu muhâcirlerle ensâr arasında oturur buldum. Sonra elimden tuttu ve beni Ümmü Seleme'nin evine götürdü. “Yiyecek bir şey var mı?” dedi. Bize bol tiritli ve et parçalı büyük bir kap getirildi. Ondan yemeye koyulduk. Ben elimi kabın her yanında dolaştırıyordum; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ise önünden yiyordu. Sol eliyle sağ elimi tuttu, sonra “Ey İkrâş! Bir yerden ye; çünkü bu tek bir yemektir” buyurdu. Sonra bize içinde çeşit çeşit taze hurma -ya da kuru hurma; Ubeydullah şüphe etti- bulunan bir tabak getirildi. Ben önümden yemeye başladım; Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) eli ise tabakta dolaştı ve “Ey İkrâş! İstediğin yerden ye; çünkü bu tek çeşit değildir” buyurdu. Sonra bize su getirildi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ellerini yıkadı; avuçlarının ıslaklığıyla yüzünü, kollarını ve başını mesh etti ve “Ey İkrâş! Bu, ateşin değiştirdiği şeyden (sonra alınan) abdesttir” buyurdu. Hadiste bir kıssa da vardır.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir; onu yalnızca Alâ b. el-Fazl'ın rivayetinden biliyoruz. Bu hadisi yalnız Alâ rivayet etmiştir. İkrâş'ın Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hadisten başka bir rivayetini bilmiyoruz.

Câmiu't-Tirmizî 1848, Kitap 25, Hadis 64

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْفَضْلِ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سَوِيَّةَ أَبُو الْهُذَيْلِ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عِكْرَاشٍ، عَنْ أَبِيهِ، عِكْرَاشِ بْنِ ذُؤَيْبٍ قَالَ بَعَثَنِي بَنُو مُرَّةَ بْنِ عُبَيْدٍ بِصَدَقَاتِ أَمْوَالِهِمْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَدِمْتُ عَلَيْهِ الْمَدِينَةَ فَوَجَدْتُهُ جَالِسًا بَيْنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ قَالَ ثُمَّ أَخَذَ بِيَدِي فَانْطَلَقَ بِي إِلَى بَيْتِ أُمِّ سَلَمَةَ فَقَالَ " هَلْ مِنْ طَعَامٍ " . فَأُتِينَا بِجَفْنَةٍ كَثِيرَةِ الثَّرِيدِ وَالْوَذْرِ وَأَقْبَلْنَا نَأْكُلُ مِنْهَا فَخَبَطْتُ بِيَدِي مِنْ نَوَاحِيهَا وَأَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ فَقَبَضَ بِيَدِهِ الْيُسْرَى عَلَى يَدِي الْيُمْنَى ثُمَّ قَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ مَوْضِعٍ وَاحِدٍ فَإِنَّهُ طَعَامٌ وَاحِدٌ " . ثُمَّ أُتِينَا بِطَبَقٍ فِيهِ أَلْوَانُ الرُّطَبِ أَوِ التَّمْرِ عُبَيْدُ اللَّهِ شَكَّ قَالَ فَجَعَلْتُ آكُلُ مِنْ بَيْنِ يَدَىَّ وَجَالَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الطَّبَقِ وَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ كُلْ مِنْ حَيْثُ شِئْتَ فَإِنَّهُ غَيْرُ لَوْنٍ وَاحِدٍ " . ثُمَّ أُتِينَا بِمَاءٍ فَغَسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ وَمَسَحَ بِبَلَلِ كَفَّيْهِ وَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ وَرَأْسَهُ وَقَالَ " يَا عِكْرَاشُ هَذَا الْوُضُوءُ مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ " . وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ الْعَلاَءِ بْنِ الْفَضْلِ وَقَدْ تَفَرَّدَ الْعَلاَءُ بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلاَ نَعْرِفُ لِعِكْرَاشٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ هَذَا الْحَدِيثَ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1848 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü