Sa'd b. Rebî', kardeşi Abdurrahmân b. Avf'a malının yarısını teklif etti.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 1933, Kitap 27, Hadis 39
Sahih
Türkçe meal

Enes (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Abdurrahmân b. Avf Medine'ye gelince Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onunla Sa'd b. Rebî' arasında kardeşlik kurdu. Sa'd ona: “Gel, malımı seninle ikiye bölüşeyim. İki hanımım var, birini boşayayım; iddeti bitince onunla evlen” dedi. Abdurrahmân: “Allah sana ailende ve malında bereket versin. Bana çarşının yerini gösterin” dedi. Ona çarşıyı gösterdiler. O gün, kâr olarak elde ettiği bir miktar keş (akıt) ve yağ ile dönmüştü. Bundan sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu üzerinde sarı (koku) izi varken gördü ve: “Bu ne?” (mehyem) dedi. “Ensâr'dan bir kadınla evlendim” dedi. “Ona mehir olarak ne verdin?” buyurdu. “Bir çekirdek” dedi. —Humeyd: “Ya da 'bir çekirdek ağırlığında altın' dedi” demiştir.— Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bir koyunla da olsa düğün yemeği ver” buyurdu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ahmed b. Hanbel: “Bir çekirdek ağırlığında altın üç dirhem ve üçte bir dirhem ağırlığındadır” dedi. İshâk b. İbrâhîm de: “Bir çekirdek ağırlığında altın beş dirhem ağırlığındadır” dedi. Bunu İshâk b. Mansûr'un onlardan naklettiğini işittim.

Câmiu't-Tirmizî 1933, Kitap 27, Hadis 39

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ الْمَدِينَةَ آخَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُ وَبَيْنَ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ فَقَالَ لَهُ هَلُمَّ أُقَاسِمْكَ مَالِي نِصْفَيْنِ وَلِي امْرَأَتَانِ فَأُطَلِّقُ إِحْدَاهُمَا فَإِذَا انْقَضَتْ عِدَّتُهَا فَتَزَوَّجْهَا . فَقَالَ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ دُلُّونِي عَلَى السُّوقِ . فَدَلُّوهُ عَلَى السُّوقِ فَمَا رَجَعَ يَوْمَئِذٍ إِلاَّ وَمَعَهُ شَيْءٌ مِنْ أَقِطٍ وَسَمْنٍ قَدِ اسْتَفْضَلَهُ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ وَعَلَيْهِ وَضَرٌ مِنْ صُفْرَةٍ فَقَالَ " مَهْيَمْ " . قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ . قَالَ " فَمَا أَصْدَقْتَهَا " . قَالَ نَوَاةً . قَالَ حُمَيْدٌ أَوْ قَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ . فَقَالَ " أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ وَزْنُ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ وَزْنُ ثَلاَثَةِ دَرَاهِمَ وَثُلُثٍ . وَقَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ وَزْنُ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ وَزْنُ خَمْسَةِ دَرَاهِمَ . سَمِعْتُ إِسْحَاقَ بْنَ مَنْصُورٍ يَذْكُرُ عَنْهُمَا هَذَا .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 1933 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü