Deccâl'in anne babası otuz yıl çocuksuz kalır; sonra onlara gözleri uyuyup kalbi uyumayan tek gözlü bir oğlan doğar.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2248, Kitap 33, Hadis 91
Zayıf
Türkçe meal

Ebû Bekre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Deccâl'in babası ile annesi otuz yıl kendilerine çocuk doğmadan kalırlar. Sonra onlara tek gözlü bir oğlan doğar; o, en zararlı ve en az faydalı bir şeydir. Gözleri uyur, kalbi uyumaz.” Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize onun anne babasını tarif etti ve şöyle buyurdu: “Babası uzun boylu, ince etlidir; burnu sanki bir gagadır. Annesi ise iri yapılı, uzun kollu bir kadındır.” Ebû Bekre dedi ki: Medine'de Yahudiler arasında doğmuş bir çocuk olduğunu işittik. Ben ve Zübeyr b. Avvâm gittik ve onun anne babasının yanına girdik. Bir de baktık ki Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) tarifi onlarda (aynen) var. “Çocuğunuz var mı?” dedik. Dediler ki: “Otuz yıl bize çocuk doğmadan kaldık. Sonra tek gözlü bir oğlan doğdu; en zararlı ve en az faydalı bir şey. Gözleri uyur, kalbi uyumaz.” (Ebû Bekre) dedi ki: Yanlarından çıktık; bir de baktık ki o, kadifeden örtüsünün içinde güneşte yere uzanmış yatıyor ve mırıldanıyor. Başını açtı ve: “Ne dediniz?” dedi. “Söylediğimizi duydun mu?” dedik. “Evet; gözlerim uyur, kalbim uyumaz” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîbdir; onu ancak Hammâd b. Seleme'nin rivayetinden biliyoruz.

Câmiu't-Tirmizî 2248, Kitap 33, Hadis 91

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَمْكُثُ أَبُو الدَّجَّالِ وَأُمُّهُ ثَلاَثِينَ عَامًا لاَ يُولَدُ لَهُمَا وَلَدٌ ثُمَّ يُولَدُ لَهُمَا غُلاَمٌ أَعْوَرُ أَضَرُّ شَيْءٍ وَأَقَلُّهُ مَنْفَعَةً تَنَامُ عَيْنَاهُ وَلاَ يَنَامُ قَلْبُهُ " . ثُمَّ نَعَتَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ فَقَالَ " أَبُوهُ طِوَالٌ ضَرْبُ اللَّحْمِ كَأَنَّ أَنْفَهُ مِنْقَارٌ وَأُمُّهُ امْرَأَةٌ فَرْضَاخِيَّةٌ طَوِيلَةُ الْيَدَيْنِ " . فَقَالَ أَبُو بَكْرَةَ فَسَمِعْنَا بِمَوْلُودٍ فِي الْيَهُودِ بِالْمَدِينَةِ فَذَهَبْتُ أَنَا وَالزُّبَيْرُ بْنُ الْعَوَّامِ حَتَّى دَخَلْنَا عَلَى أَبَوَيْهِ فَإِذَا نَعْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهِمَا فَقُلْنَا هَلْ لَكُمَا وَلَدٌ فَقَالاَ مَكَثْنَا ثَلاَثِينَ عَامًا لاَ يُولَدُ لَنَا وَلَدٌ ثُمَّ وُلِدَ لَنَا غُلاَمٌ أَعْوَرُ أَضَرُّ شَيْءٍ وَأَقَلُّهُ مَنْفَعَةً تَنَامُ عَيْنَاهُ وَلاَ يَنَامُ قَلْبُهُ . قَالَ فَخَرَجْنَا مِنْ عِنْدِهِمَا فَإِذَا هُوَ مُنْجَدِلٌ فِي الشَّمْسِ فِي قَطِيفَةٍ لَهُ وَلَهُ هَمْهَمَةٌ فَكَشَفَ عَنْ رَأْسِهِ فَقَالَ مَا قُلْتُمَا قُلْنَا وَهَلْ سَمِعْتَ مَا قُلْنَا قَالَ نَعَمْ تَنَامُ عَيْنَاىَ وَلاَ يَنَامُ قَلْبِي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2248 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü