İbn Sayyâd saklanan şeye "duh" deyince Resûlullah: "Defol! Haddini asla aşamazsın" buyurdu.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2249, Kitap 33, Hadis 92
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), aralarında Ömer b. el-Hattâb'ın da bulunduğu ashabından bir grupla İbn Sayyâd'ın yanından geçti. O, Benî Megâle'nin hisarının yanında çocuklarla oynuyordu; kendisi de bir çocuktu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) eliyle sırtına vuruncaya kadar (onun geldiğinin) farkına varmadı. Sonra (Resûlullah): “Benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik eder misin?” dedi. İbn Sayyâd ona baktı ve: “Senin ümmîlerin resûlü olduğuna şahitlik ederim” dedi. Sonra İbn Sayyâd Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sen de benim Allah'ın resûlü olduğuma şahitlik eder misin?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben Allah'a ve resûllerine iman ettim” buyurdu. Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sana ne geliyor?” dedi. İbn Sayyâd: “Bana bir doğru sözlü ve bir yalancı geliyor” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “İş sana karıştırılmış” buyurdu. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Senin için (içimde) bir şey sakladım” buyurdu. Onun için “Göğün apaçık bir duman getireceği gün” (Duhân 44/10) âyetini saklamıştı. İbn Sayyâd: “O, 'duh'tur” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Defol! Haddini asla aşamazsın” buyurdu. Ömer: “Ey Allah'ın Resûlü! İzin ver de boynunu vurayım” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Eğer o (gerçekten) o ise ona asla musallat kılınamazsın; o değilse onu öldürmende senin için hiçbir hayır yoktur” buyurdu. Abdürrezzâk: “Deccâl'i kastediyor” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 2249, Kitap 33, Hadis 92

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِابْنِ صَيَّادٍ فِي نَفَرٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَهُوَ يَلْعَبُ مَعَ الْغِلْمَانِ عِنْدَ أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ وَهُوَ غُلاَمٌ فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ظَهْرَهُ بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ " . فَنَظَرَ إِلَيْهِ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ . ثُمَّ قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَتَشْهَدُ أَنْتَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " آمَنْتُ بِاللَّهِ وَبِرُسُلِهِ " . ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا يَأْتِيكَ " . قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُلِّطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا " . وَخَبَأَ لَهُ : (يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ ) فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ هُوَ الدُّخُّ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اخْسَأْ فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ " . قَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِي فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُ حَقًّا فَلَنْ تُسَلَّطَ عَلَيْهِ وَإِنْ لاَ يَكُنْهُ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ " . قَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ يَعْنِي الدَّجَّالَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2249 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü