Havzıma ilk gelecek olanlar, saçları dağınık, elbiseleri kirli muhâcir fakirleridir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2444, Kitap 37, Hadis 30
Sahih
Türkçe meal

Ebû Sellâm el-Habeşî şöyle rivayet etti:

Ömer b. Abdülazîz bana haber gönderdi; ben de posta hayvanlarıyla (berîd) götürüldüm. (Ebû Sellâm) onun yanına girince: “Ey müminlerin emîri! Posta hayvanlarına binmek bana çok zor geldi” dedi. (Ömer) şöyle dedi: “Ey Ebû Sellâm! Sana zorluk çıkarmak istemedim; fakat senin, Sevbân'dan, onun da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) havz hakkında rivayet ettiğin bir hadis bana ulaştı. Onu bana yüz yüze anlatmanı istedim.” Ebû Sellâm dedi ki: Sevbân bana Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet etti; o şöyle buyurmuş: “Havzım Aden'den Belkâ'daki Ammân'a kadardır. Suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Kâseleri gökteki yıldızların sayısıncadır. Ondan bir yudum içen, ondan sonra ebediyen susamaz. Ona ilk gelecek olanlar, muhâcirlerin fakirleridir; saçları dağınık, elbiseleri kirli olan, nimet içindeki kadınlarla evlenemeyen ve kendilerine kapılar açılmayan kimselerdir.” Ömer dedi ki: “Fakat ben nimet içindeki kadınlarla evlendim, bana kapılar açıldı; Fâtıma bint Abdülmelik ile evlendim. Artık kesinlikle başımı, saçlarım dağılıncaya kadar yıkamayacağım; bedenime değen elbisemi de kirleninceye kadar yıkamayacağım.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis bu yoldan garîbdir. Bu hadis Ma'dân b. Ebû Talha'dan, o Sevbân'dan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) de rivayet edilmiştir. Ebû Sellâm el-Habeşî'nin adı Mamtûr'dur; Şamlıdır ve güvenilirdir (sika).

Câmiu't-Tirmizî 2444, Kitap 37, Hadis 30

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُهَاجِرِ، عَنِ الْعَبَّاسِ، عَنْ أَبِي سَلاَّمٍ الْحَبَشِيِّ، قَالَ بَعَثَ إِلَىَّ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ فَحُمِلْتُ عَلَى الْبَرِيدِ . قَالَ فَلَمَّا دَخَلَ عَلَيْهِ قَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ لَقَدْ شَقَّ عَلَى مَرْكَبِي الْبَرِيدُ . فَقَالَ يَا أَبَا سَلاَّمٍ مَا أَرَدْتُ أَنْ أَشُقَّ عَلَيْكَ وَلَكِنْ بَلَغَنِي عَنْكَ حَدِيثٌ تُحَدِّثُهُ عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْحَوْضِ فَأَحْبَبْتُ أَنْ تُشَافِهَنِي بِهِ . قَالَ أَبُو سَلاَّمٍ حَدَّثَنِي ثَوْبَانُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " حَوْضِي مِنْ عَدَنَ إِلَى عَمَّانَ الْبَلْقَاءِ مَاؤُهُ أَشَدُّ بَيَاضًا مِنَ اللَّبَنِ وَأَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ وَأَكَاوِيبُهُ عَدَدُ نُجُومِ السَّمَاءِ مَنْ شَرِبَ مِنْهُ شَرْبَةً لَمْ يَظْمَأْ بَعْدَهَا أَبَدًا أَوَّلُ النَّاسِ وُرُودًا عَلَيْهِ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ الشُّعْثُ رُءُوسًا الدُّنْسُ ثِيَابًا الَّذِينَ لاَ يَنْكِحُونَ الْمُتَنَعِّمَاتِ وَلاَ تُفْتَحُ لَهُمُ السُّدَدُ " . قَالَ عُمَرُ لَكِنِّي نَكَحْتُ الْمُتَنَعِّمَاتِ وَفُتِحَ لِيَ السُّدَدُ وَنَكَحْتُ فَاطِمَةَ بِنْتَ عَبْدِ الْمَلِكِ لاَ جَرَمَ أَنِّي لاَ أَغْسِلُ رَأْسِي حَتَّى يَشْعَثَ وَلاَ أَغْسِلُ ثَوْبِي الَّذِي يَلِي جَسَدِي حَتَّى يَتَّسِخَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ . وَقَدْ رُوِيَ هَذَا الْحَدِيثُ عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ عَنْ ثَوْبَانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَأَبُو سَلاَّمٍ الْحَبَشِيُّ اسْمُهُ مَمْطُورٌ وَهُوَ شَامِيٌّ ثِقَةٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2444 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü