Muhammed b. Ka'b el-Kurazî şöyle rivayet etti:
Ali b. Ebû Tâlib'i şöyle derken işiten biri bana anlattı: Soğuk bir günde Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) evinden çıktım. Tüyü dökülmüş (sepilenmiş) bir deri almıştım; ortasını oydum, onu boynuma geçirdim, belimi de hurma yapraklarıyla bağladım. Çok açtım. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) evinde yiyecek olsaydı ondan yerdim. Bir şey aramak için çıktım. Malı (bahçesi) içinde, makarasıyla (kuyudan) su çeken bir Yahudi'nin yanından geçtim. Duvardaki bir gedikten ona baktım. “Ne oldu sana ey bedevi? Her kova için bir hurmaya (çalışmak) ister misin?” dedi. “Evet, kapıyı aç da içeri gireyim” dedim. Açtı, girdim; kovasını bana verdi. Her kova çektiğimde bana bir hurma veriyordu. Avucum dolunca kovasını bıraktım ve “Bu bana yeter” dedim. Hurmaları yedim, sonra sudan birkaç yudum içtim. Sonra mescide geldim ve Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) orada buldum.
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîbdir.
Câmiu't-Tirmizî 2473, Kitap 37, Hadis 59