Cehennem ehli bekçilere, Mâlik'e ve Rablerine yalvarır; sonunda her türlü hayırdan ümitlerini keserler.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2586, Kitap 39, Hadis 14
Zayıf
Türkçe meal

Ebü'd-Derdâ (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cehennem ehline açlık verilir; bu, içinde bulundukları azaba denk olur. Yardım dilerler; onlara ‘ne besleyen ne de açlığı gideren’ (Gâşiye 88/7) darî'den bir yiyecekle yardım edilir. Yine yiyecek isterler; onlara boğazda düğümlenen bir yiyecekle yardım edilir. Dünyada boğazlarında düğümlenen lokmaları içecekle geçirdiklerini hatırlarlar ve içecek isterler. Bunun üzerine kaynar su (hamîm) demir çengellerle onlara uzatılır; yüzlerine yaklaşınca yüzlerini kavurur, karınlarına girince karınlarında ne varsa parça parça eder. ‘Cehennemin bekçilerini çağırın’ derler. (Bekçiler): ‘Size peygamberleriniz apaçık delillerle gelmiyor muydu?’ derler. ‘Evet’ derler. ‘Öyleyse dua edin. Kâfirlerin duası boşa gitmekten başka bir şey değildir’ derler. (Gâfir 40/50) Sonra ‘Mâlik'i çağırın’ derler ve ‘Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!’ derler. O da onlara: ‘Siz (burada) kalacaksınız’ diye cevap verir. (Zuhruf 43/77)” A'meş dedi ki: Bana haber verildi ki onların duası ile Mâlik'in onlara cevap vermesi arasında bin yıl vardır. (Resûlullah devamla) şöyle buyurdu: “‘Rabbinize dua edin; Rabbinizden daha hayırlısı yoktur’ derler ve ‘Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize galip geldi; biz sapık bir topluluktuk. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; eğer tekrar (inkâra) dönersek, o zaman şüphesiz zalimleriz’ derler. (Mü'minûn 23/106-107) (Allah) onlara: ‘Orada aşağılanmış olarak kalın ve bana konuşmayın!’ diye cevap verir. (Mü'minûn 23/108) İşte o zaman her türlü hayırdan ümitlerini keserler; işte o zaman inlemeye, hasret çekmeye ve feryat etmeye başlarlar.” Abdullah b. Abdurrahmân dedi ki: İnsanlar bu hadisi merfû olarak rivayet etmezler.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadisi ancak A'meş'ten, o Şimr b. Atıyye'den, o Şehr b. Havşeb'den, o Ümmü'd-Derdâ'dan, o da Ebü'd-Derdâ'dan onun kendi sözü olarak biliyoruz; merfû değildir. Kutbe b. Abdülazîz, hadis ehline göre sikadır (güvenilirdir).

Câmiu't-Tirmizî 2586, Kitap 39, Hadis 14

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا قُطْبَةُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شِمْرِ بْنِ عَطِيَّةَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُلْقَى عَلَى أَهْلِ النَّارِ الْجُوعُ فَيَعْدِلُ مَا هُمْ فِيهِ مِنَ الْعَذَابِ فَيَسْتَغِيثُونَ فَيُغَاثُونَ بِطَعَامٍ مِنْ ضَرِيعٍ لاَ يُسْمِنُ وَلاَ يُغْنِي مِنْ جُوعٍ فَيَسْتَغِيثُونَ بِالطَّعَامِ فَيُغَاثُونَ بِطَعَامٍ ذِي غُصَّةٍ فَيَذْكُرُونَ أَنَّهُمْ كَانُوا يُجِيزُونَ الْغُصَصَ فِي الدُّنْيَا بِالشَّرَابِ فَيَسْتَغِيثُونَ بِالشَّرَابِ فَيُرْفَعُ إِلَيْهِمُ الْحَمِيمُ بِكَلاَلِيبِ الْحَدِيدِ فَإِذَا دَنَتْ مِنْ وُجُوهِهِمْ شَوَتْ وُجُوهَهُمْ فَإِذَا دَخَلَتْ بُطُونَهُمْ قَطَّعَتْ مَا فِي بُطُونِهِمْ فَيَقُولُونَ ادْعُوا خَزَنَةَ جَهَنَّمَ فَيَقُولُونَ أَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا بَلَى . قَالُوا فَادْعُوا وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرِينَ إِلاَّ فِي ضَلاَلٍ . قَالَ فَيَقُولُونَ ادْعُوا مَالِكًا فَيَقُولُونَ: (يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ ) قَالَ فَيُجِيبُهُمْ: (إِنَّكُمْ مَاكِثُونَ ) " . قَالَ الأَعْمَشُ نُبِّئْتُ أَنَّ بَيْنَ دُعَائِهِمْ وَبَيْنَ إِجَابَةِ مَالِكٍ إِيَّاهُمْ أَلْفَ عَامٍ . قَالَ " فَيَقُولُونَ ادْعُوا رَبَّكُمْ فَلاَ أَحَدَ خَيْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَيَقُولُونَ: (رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَالِّينَ * رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَالِمُونَ ) قَالَ فَيُجِيبُهُمْ: (اخْسَؤُوا فِيهَا وَلاَ تُكَلِّمُونِ ) قَالَ فَعِنْدَ ذَلِكَ يَئِسُوا مِنْ كُلِّ خَيْرٍ وَعِنْدَ ذَلِكَ يَأْخُذُونَ فِي الزَّفِيرِ وَالْحَسْرَةِ وَالْوَيْلِ " . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَالنَّاسُ لاَ يَرْفَعُونَ هَذَا الْحَدِيثَ . قَالَ أَبُو عِيسَى إِنَّمَا نَعْرِفُ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ شِمْرِ بْنِ عَطِيَّةَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَوْلَهُ وَلَيْسَ بِمَرْفُوعٍ . وَقُطْبَةُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ هُوَ ثِقَةٌ عِنْدَ أَهْلِ الْحَدِيثِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2586 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü