Ma'kıl b. Yesâr'ın kız kardeşini eski kocasına vermemesi üzerine Bakara 232. âyet indi

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2981, Kitap 47, Hadis 33
Sahih
Türkçe meal

Ma'kıl b. Yesâr (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ma'kıl b. Yesâr, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında kız kardeşini Müslümanlardan bir adamla evlendirdi. Kadın bir süre onun yanında kaldı. Sonra adam onu bir talakla boşadı ve iddeti bitinceye kadar ona dönmedi. Ardından adam kadını arzuladı, kadın da onu arzuladı. Adam, talip olanlarla birlikte ona talip oldu. Ma'kıl ona, “Ey alçak! Onu sana vermekle sana ikramda bulundum, seni onunla evlendirdim; sen ise onu boşadın. Allah'a yemin ederim ki o sana ebediyen dönmeyecek; bu senin son (fırsatın)dı” dedi. (Hasan) dedi ki: Allah, adamın kadına, kadının da kocasına olan ihtiyacını bildi ve “Kadınları boşadığınızda iddetlerini bitirdiklerinde...” âyetinden “...siz bilmezsiniz” sözüne kadar (Bakara 2/232) indirdi. Ma'kıl bunu işitince, “Rabbimin (emrini) işittim ve itaat ediyorum” dedi. Sonra adamı çağırıp, “Seni (onunla) evlendiriyorum ve sana ikramda bulunuyorum” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Hasan'dan birçok yolla rivayet edilmiştir. Bu hadiste, velisiz nikâhın caiz olmadığına dair delil vardır. Çünkü Ma'kıl b. Yesâr'ın kız kardeşi dul idi. Eğer iş velisine değil de kendisine kalmış olsaydı, kendini evlendirirdi ve velisi Ma'kıl b. Yesâr'a ihtiyaç duymazdı. Allah bu âyette ancak velilere hitap ederek, “Onları (eski) kocalarıyla evlenmekten alıkoymayın” (Bakara 2/232) buyurmuştur. Bu âyette, kadınların rızasıyla birlikte evlendirme işinin velilere ait olduğuna dair delil vardır.

Câmiu't-Tirmizî 2981, Kitap 47, Hadis 33

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنِ الْمُبَارَكِ بْنِ فَضَالَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ زَوَّجَ أُخْتَهُ رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَانَتْ عِنْدَهُ مَا كَانَتْ ثُمَّ طَلَّقَهَا تَطْلِيقَةً لَمْ يُرَاجِعْهَا حَتَّى انْقَضَتِ الْعِدَّةُ فَهَوِيَهَا وَهَوِيَتْهُ ثُمَّ خَطَبَهَا مَعَ الْخُطَّابِ فَقَالَ لَهُ يَا لُكَعُ أَكْرَمْتُكَ بِهَا وَزَوَّجْتُكَهَا فَطَلَّقْتَهَا وَاللَّهِ لاَ تَرْجِعُ إِلَيْكَ أَبَدًا آخِرُ مَا عَلَيْكَ قَالَ فَعَلِمَ اللَّهُ حَاجَتَهُ إِلَيْهَا وَحَاجَتَهَا إِلَى بَعْلِهَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ ( وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ ) إِلَى قَوْلِهِ :( وَأَنْتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ ) فَلَمَّا سَمِعَهَا مَعْقِلٌ قَالَ سَمْعًا لِرَبِّي وَطَاعَةً ثُمَّ دَعَاهُ فَقَالَ أُزَوِّجُكَ وَأُكْرِمُكَ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنِ الْحَسَنِ . وَفِي هَذَا الْحَدِيثِ دَلاَلَةٌ عَلَى أَنَّهُ لاَ يَجُوزُ النِّكَاحُ بِغَيْرِ وَلِيٍّ لأَنَّ أُخْتَ مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ كَانَتْ ثَيِّبًا فَلَوْ كَانَ الأَمْرُ إِلَيْهَا دُونَ وَلِيِّهَا لَزَوَّجَتْ نَفْسَهَا وَلَمْ تَحْتَجْ إِلَى وَلِيِّهَا مَعْقِلِ بْنِ يَسَارٍ وَإِنَّمَا خَاطَبَ اللَّهُ فِي الآيَةِ الأَوْلِيَاءَ فَقَالَ : (ولَا تَعْضُلُوهُنَّ أَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ ) فَفِي هَذِهِ الآيَةِ دَلاَلَةٌ عَلَى أَنَّ الأَمْرَ إِلَى الأَوْلِيَاءِ فِي التَّزْوِيجِ مَعَ رِضَاهُنَّ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2981 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü