Ensâr mescide salkım asarken kötüsünü getirenler üzerine "Kötüsünü vermeye kalkışmayın" âyeti indi

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2987, Kitap 47, Hadis 39
Hasen
Türkçe meal

Berâ (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Berâ, “...kötüsünü vermeye kalkışmayın” (Bakara 2/267) âyeti hakkında şöyle dedi: Bu âyet biz ensâr topluluğu hakkında indi. Biz hurmalık sahipleriydik. Adam, hurmalığının çokluğu ve azlığı oranında (hurma) getirirdi. Kimi bir ya da iki salkım getirip mescide asardı. Suffe ehlinin yiyeceği yoktu; onlardan biri acıktığında salkımın yanına gelir, ona asasıyla vururdu; (salkımdan) ham ve olgun hurmalar düşer, o da yerdi. Hayra rağbeti olmayan bazı kimseler de vardı; adam içinde çekirdeksiz kof hurmalar ve kuru, değersiz hurmalar bulunan salkımı ya da kırılmış salkımı getirip asardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden infak edin. Kendinizin ancak göz yumarak alacağınız kötü şeyleri infak etmeye kalkışmayın” (Bakara 2/267) âyetini indirdi. Dediler ki: Sizden birine, verdiğinin benzeri hediye edilse, onu ancak göz yumarak ve utanarak alırdı. (Berâ) dedi ki: Bundan sonra her birimiz elindekinin iyisini getirir olduk.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîb sahihtir. Ebû Mâlik, el-Gıfârî'dir; adının Gazvân olduğu söylenir. Süfyân da Süddî'den bunun bir kısmını rivayet etmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 2987, Kitap 47, Hadis 39

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنِ السُّدِّيِّ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنِ الْبَرَاءِ: (وَلاَ تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ ) قَالَ نَزَلَتْ فِينَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ كُنَّا أَصْحَابَ نَخْلٍ فَكَانَ الرَّجُلُ يَأْتِي مِنْ نَخْلِهِ عَلَى قَدْرِ كَثْرَتِهِ وَقِلَّتِهِ وَكَانَ الرَّجُلُ يَأْتِي بِالْقِنْوِ وَالْقِنْوَيْنِ فَيُعَلِّقُهُ فِي الْمَسْجِدِ وَكَانَ أَهْلُ الصُّفَّةِ لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ فَكَانَ أَحَدُهُمْ إِذَا جَاعَ أَتَى الْقِنْوَ فَضَرَبَهُ بِعَصَاهُ فَيَسْقُطُ مِنَ الْبُسْرِ وَالتَّمْرِ فَيَأْكُلُ وَكَانَ نَاسٌ مِمَّنْ لاَ يَرْغَبُ فِي الْخَيْرِ يَأْتِي الرَّجُلُ بِالْقِنْوِ فِيهِ الشِّيصُ وَالْحَشَفُ وَبِالْقِنْوِ قَدِ انْكَسَرَ فَيُعَلِّقُهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى : (يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الأَرْضِ وَلاَ تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِآخِذِيهِ إِلاَّ أَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ ) قَالُوا لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ أُهْدِيَ إِلَيْهِ مِثْلُ مَا أَعْطَى لَمْ يَأْخُذْهُ إِلاَّ عَلَى إِغْمَاضٍ وَحَيَاءٍ قَالَ فَكُنَّا بَعْدَ ذَلِكَ يَأْتِي أَحَدُنَا بِصَالِحِ مَا عِنْدَهُ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ صَحِيحٌ وَأَبُو مَالِكٍ هُوَ الْغِفَارِيُّ وَيُقَالُ اسْمُهُ غَزْوَانُ وَقَدْ رَوَى سُفْيَانُ عَنِ السُّدِّيِّ شَيْئًا مِنْ هَذَا .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2987 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü