Âsım tarikiyle, "Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm" ziyadesiyle selâm sonrası zikir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 299, Kitap 2, Hadis 151
Sahih
Türkçe meal

Âsım el-Ahvel'den aynı senetle:

Öncekinin benzerini rivayet etti ve “Tebârekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Sevbân'dan, İbn Ömer'den, İbn Abbâs'tan, Ebû Saîd'den, Ebû Hüreyre'den ve Mugîre b. Şu'be'den de rivayet vardır. Âişe'nin hadisi hasen sahihtir. Hâlid el-Hazzâ bu hadisi Âişe'nin hadisi olarak Abdullah b. el-Hâris'ten, Âsım'ın hadisine benzer şekilde rivayet etmiştir. Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) selâmdan sonra şöyle dediği de rivayet edilmiştir: “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mânia limâ a'tayte ve lâ mu'tiye limâ mena'te ve lâ yenfau ze'l-ceddi minke'l-cedd (Allah'tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır; diriltir ve öldürür, O her şeye kadirdir. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, engel olduğunu verecek kimse yoktur; servet sahibine servetinin sana karşı faydası olmaz).” Ondan şöyle dediği de rivayet edilmiştir: “Sübhâne rabbike rabbi'l-izzeti ammâ yesıfûn, ve selâmün ale'l-mürselîn, ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn (İzzet sahibi olan Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir. Selâm peygamberlere olsun. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'adır).”

Câmiu't-Tirmizî 299, Kitap 2, Hadis 151

Arapça metin
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْفَزَارِيُّ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ وَقَالَ " تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ ثَوْبَانَ وَابْنِ عُمَرَ وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيْرَةَ . وَالْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ عَائِشَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رَوَى خَالِدٌ الْحَذَّاءُ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ حَدِيثِ عَائِشَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ نَحْوَ حَدِيثِ عَاصِمٍ . وَقَدْ رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ بَعْدَ التَّسْلِيمِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ اللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ " . وَرُوِيَ عَنْهُ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ " سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 299 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü