Zirr b. Hubeyş şöyle rivayet etti:
Huzeyfe b. el-Yemân'a: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Beytü'l-Makdis'te namaz kıldı mı?” dedim. “Hayır” dedi. “Evet, kıldı” dedim. “Ey kel! Bunu sen mi söylüyorsun? Neye dayanarak söylüyorsun?” dedi. “Kur'an'a dayanarak; benimle senin aranda Kur'an (hakem) olsun” dedim. Huzeyfe: “Kim Kur'an'la delil getirirse kurtuluşa erer” dedi. —Süfyân, “delil getirmiş olur” diyordu; bazen de “galip gelir” dedi.— (Zirr) dedi ki: (Ben de) “Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yürüten (Allah) münezzehtir” (İsrâ 17/1) (âyetini okudum). (Huzeyfe): “Bunda onun orada namaz kıldığını mı görüyorsun?” dedi. “Hayır” dedim. Dedi ki: “Orada namaz kılsaydı, Mescid-i Harâm'da namaz size yazıldığı gibi orada da namaz kılmak size yazılırdı.” Huzeyfe şöyle dedi: “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sırtı uzun, şöyle uzanmış, adımı gözünün alabildiği yere varan bir binek getirildi. İkisi Burâk'ın sırtından ayrılmadan cenneti, cehennemi ve âhiretin bütün va'dini gördüler; sonra geldikleri gibi geri döndüler.” (Huzeyfe) dedi ki: “(İnsanlar) onu bağladığını konuşuyorlar. Niçin? Ondan kaçar mıydı ki? Onu ona gaybı ve görüneni bilen (Allah) boyun eğdirmişti.”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.
Câmiu't-Tirmizî 3147, Kitap 47, Hadis 199