Huzeyfe: Resûlullah Beytü'l-Makdis'te namaz kılsaydı, orada namaz kılmak size de yazılırdı.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3147, Kitap 47, Hadis 199
Sahih
Türkçe meal

Zirr b. Hubeyş şöyle rivayet etti:

Huzeyfe b. el-Yemân'a: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Beytü'l-Makdis'te namaz kıldı mı?” dedim. “Hayır” dedi. “Evet, kıldı” dedim. “Ey kel! Bunu sen mi söylüyorsun? Neye dayanarak söylüyorsun?” dedi. “Kur'an'a dayanarak; benimle senin aranda Kur'an (hakem) olsun” dedim. Huzeyfe: “Kim Kur'an'la delil getirirse kurtuluşa erer” dedi. —Süfyân, “delil getirmiş olur” diyordu; bazen de “galip gelir” dedi.— (Zirr) dedi ki: (Ben de) “Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan Mescid-i Aksâ'ya yürüten (Allah) münezzehtir” (İsrâ 17/1) (âyetini okudum). (Huzeyfe): “Bunda onun orada namaz kıldığını mı görüyorsun?” dedi. “Hayır” dedim. Dedi ki: “Orada namaz kılsaydı, Mescid-i Harâm'da namaz size yazıldığı gibi orada da namaz kılmak size yazılırdı.” Huzeyfe şöyle dedi: “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) sırtı uzun, şöyle uzanmış, adımı gözünün alabildiği yere varan bir binek getirildi. İkisi Burâk'ın sırtından ayrılmadan cenneti, cehennemi ve âhiretin bütün va'dini gördüler; sonra geldikleri gibi geri döndüler.” (Huzeyfe) dedi ki: “(İnsanlar) onu bağladığını konuşuyorlar. Niçin? Ondan kaçar mıydı ki? Onu ona gaybı ve görüneni bilen (Allah) boyun eğdirmişti.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3147, Kitap 47, Hadis 199

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ، قَالَ قُلْتُ لِحُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ أَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ قَالَ لاَ . قُلْتُ بَلَى . قَالَ أَنْتَ تَقُولُ ذَاكَ يَا أَصْلَعُ بِمَا تَقُولُ ذَلِكَ قُلْتُ بِالْقُرْآنِ بَيْنِي وَبَيْنَكَ الْقُرْآنُ . فَقَالَ حُذَيْفَةُ مَنِ احْتَجَّ بِالْقُرْآنِ فَقَدْ أَفْلَحَ قَالَ سُفْيَانُ يَقُولُ فَقَدِ احْتَجَّ . وَرُبَّمَا قَالَ قَدْ فَلَجَ فَقَالَ : (سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى ) قَالَ أَفَتَرَاهُ صَلَّى فِيهِ قُلْتُ لاَ . قَالَ لَوْ صَلَّى فِيهِ لَكُتِبَ عَلَيْكُمْ فِيهِ الصَّلاَةُ كَمَا كُتِبَتِ الصَّلاَةُ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ قَالَ حُذَيْفَةُ قَدْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِدَابَّةٍ طَوِيلَةِ الظَّهْرِ مَمْدُودَةٍ هَكَذَا خَطْوُهُ مَدُّ بَصَرِهِ فَمَا زَايَلاَ ظَهْرَ الْبُرَاقِ حَتَّى رَأَيَا الْجَنَّةَ وَالنَّارَ وَوَعْدَ الآخِرَةِ أَجْمَعَ ثُمَّ رَجَعَا عَوْدَهُمَا عَلَى بَدْئِهِمَا قَالَ وَيَتَحَدَّثُونَ أَنَّهُ رَبَطَهُ لِمَ أَيَفِرُّ مِنْهُ وَإِنَّمَا سَخَّرَهُ لَهُ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3147 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü