Kölelerini günahlarından fazla cezalandırana kıyamette kısas uygulanır; adam hepsini azat etti.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3165, Kitap 47, Hadis 217
Zayıf
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Bir adam Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) önüne oturdu ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Benim kölelerim var; bana yalan söylüyorlar, bana hıyanet ediyorlar, bana karşı geliyorlar. Ben de onlara sövüyorum, onları dövüyorum. Onlar yüzünden benim durumum ne olacak?” Buyurdu ki: “Sana hıyanet etmeleri, karşı gelmeleri, yalan söylemeleri ve senin onları cezalandırman hesaplanır. Onları cezalandırman günahları kadarsa ödeşilmiş olur; ne lehine ne aleyhine. Onları cezalandırman günahlarından azsa bu senin lehine bir fazlalık olur. Onları cezalandırman günahlarından fazlaysa, fazlanın kısası senden onlar için alınır.” Adam bir kenara çekildi; ağlamaya ve feryat etmeye başladı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Allah'ın kitabını okumuyor musun? ‘Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. (Yapılan iş) bir (hardal tanesi) ağırlığınca da olsa...’ (Enbiyâ 21/47).” Adam: “Vallahi ey Allah'ın Resûlü! Kendim ve bunlar için onlardan ayrılmaktan daha hayırlı bir şey bulamıyorum. Sizi şahit tutuyorum ki hepsi hürdür” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir. Onu ancak Abdurrahman b. Gazvân'ın rivayetinden biliyoruz. Ahmed b. Hanbel de bu hadisi Abdurrahman b. Gazvân'dan rivayet etmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 3165, Kitap 47, Hadis 217

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، - بَغْدَادِيٌّ - وَالْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ الأَعْرَجُ بَغْدَادِيٌّ وَغَيْرُ وَاحِدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَزْوَانَ أَبُو نُوحٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَجُلاً، قَعَدَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي مَمْلُوكَيْنِ يُكْذِبُونَنِي وَيَخُونُونَنِي وَيَعْصُونَنِي وَأَشْتُمُهُمْ وَأَضْرِبُهُمْ فَكَيْفَ أَنَا مِنْهُمْ قَالَ " يُحْسَبُ مَا خَانُوكَ وَعَصَوْكَ وَكَذَبُوكَ وَعِقَابُكَ إِيَّاهُمْ فَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ بِقَدْرِ ذُنُوبِهِمْ كَانَ كَفَافًا لاَ لَكَ وَلاَ عَلَيْكَ وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ دُونَ ذُنُوبِهِمْ كَانَ فَضْلاً لَكَ وَإِنْ كَانَ عِقَابُكَ إِيَّاهُمْ فَوْقَ ذُنُوبِهِمُ اقْتُصَّ لَهُمْ مِنْكَ الْفَضْلُ " . قَالَ فَتَنَحَّى الرَّجُلُ فَجَعَلَ يَبْكِي وَيَهْتِفُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا تَقْرَأُ كِتَابَ اللَّهِ : ( ونَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلاَ تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ ) الآيَةَ . فَقَالَ الرَّجُلُ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَجِدُ لِي وَلِهَؤُلاَءِ شَيْئًا خَيْرًا مِنْ مُفَارَقَتِهِمْ أُشْهِدُكُمْ أَنَّهُمْ أَحْرَارٌ كُلَّهُمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَزْوَانَ وَقَدْ رَوَى أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ غَزْوَانَ هَذَا الْحَدِيثَ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3165 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü