Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Bir adam Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) önüne oturdu ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Benim kölelerim var; bana yalan söylüyorlar, bana hıyanet ediyorlar, bana karşı geliyorlar. Ben de onlara sövüyorum, onları dövüyorum. Onlar yüzünden benim durumum ne olacak?” Buyurdu ki: “Sana hıyanet etmeleri, karşı gelmeleri, yalan söylemeleri ve senin onları cezalandırman hesaplanır. Onları cezalandırman günahları kadarsa ödeşilmiş olur; ne lehine ne aleyhine. Onları cezalandırman günahlarından azsa bu senin lehine bir fazlalık olur. Onları cezalandırman günahlarından fazlaysa, fazlanın kısası senden onlar için alınır.” Adam bir kenara çekildi; ağlamaya ve feryat etmeye başladı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Allah'ın kitabını okumuyor musun? ‘Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; artık hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. (Yapılan iş) bir (hardal tanesi) ağırlığınca da olsa...’ (Enbiyâ 21/47).” Adam: “Vallahi ey Allah'ın Resûlü! Kendim ve bunlar için onlardan ayrılmaktan daha hayırlı bir şey bulamıyorum. Sizi şahit tutuyorum ki hepsi hürdür” dedi.
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir. Onu ancak Abdurrahman b. Gazvân'ın rivayetinden biliyoruz. Ahmed b. Hanbel de bu hadisi Abdurrahman b. Gazvân'dan rivayet etmiştir.
Câmiu't-Tirmizî 3165, Kitap 47, Hadis 217