Resûlullah vahiyden bir şeyi gizleyecek olsaydı, Allah'ın nimet verdiği kimseye eşini yanında tut dediği âyeti gizlerdi

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3207, Kitap 47, Hadis 259
Zayıf
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiyden bir şeyi gizleyecek olsaydı şu âyeti gizlerdi: “Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği —yani İslâm ile— senin de kendisine nimet verdiğin —azat ile; onu azat etmiştin— kimseye: ‘Eşini yanında tut, Allah'tan kork’ diyordun. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyordun; insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktır” sözünden “Allah'ın emri yerine gelir” (Ahzâb 33/37) sözüne kadar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onunla (Zeyd'in boşadığı hanımla) evlenince: “Oğlunun hanımıyla evlendi” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir; fakat Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur” (Ahzâb 33/40) âyetini indirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onu küçükken evlat edinmişti. O da adam oluncaya kadar (böyle) kaldı; kendisine Zeyd b. Muhammed deniyordu. Bunun üzerine Allah: “Onları babalarına nispet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dindaşlarınız ve dostlarınızdır (mevlâlarınızdır)” (Ahzâb 33/5) âyetini indirdi. (Yani) falan, falanın mevlâsıdır; falan, falanın kardeşidir. “Bu, Allah katında daha adaletlidir” yani Allah katında daha âdildir.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis garîbdir.

(Bu hadis) Dâvûd b. Ebû Hind'den, Şa'bî'den, Mesrûk'tan, Âişe'den şöyle de rivayet edilmiştir: “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiyden bir şeyi gizleyecek olsaydı şu âyeti gizlerdi: ‘Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de kendisine nimet verdiğin kimseye...’ (Ahzâb 33/37) âyeti.” Bu lafız uzun hâliyle rivayet edilmemiştir. Bunu bize Abdullah b. Vaddâh el-Kûfî, Abdullah b. İdrîs'ten, o da Dâvûd b. Ebû Hind'den rivayet etti.

Câmiu't-Tirmizî 3207, Kitap 47, Hadis 259

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، أَخْبَرَنَا دَاوُدُ بْنُ الزِّبْرِقَانِ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ لَوْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَاتِمًا شَيْئًا مِنَ الْوَحْىِ لَكَتَمَ هَذِهِ الآيَةَ : ( إِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ ) يَعْنِي بِالإِسْلاَمِ : ( وأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ ) بِالْعِتْقِ فَأَعْتَقْتَهُ : ( أمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَاهُ ) إِلَى قَوْلِهِ : (وكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولاً ) وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا تَزَوَّجَهَا قَالُوا تَزَوَّجَ حَلِيلَةَ ابْنِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى : ( ما كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ ) وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَبَنَّاهُ وَهُوَ صَغِيرٌ فَلَبِثَ حَتَّى صَارَ رَجُلاً يُقَالُ لَهُ زَيْدُ بْنُ مُحَمَّدٍ فَأَنْزَلَ اللَّهُ : ( ادعُوهُمْ لآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ تَعْلَمُوا آبَاءَهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ ) فُلاَنٌ مَوْلَى فُلاَنٍ وَفُلاَنٌ أَخُو فُلاَنٍ (هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ ) يَعْنِي أَعْدَلُ عِنْدَ اللَّهِ .
قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ غَرِيبٌ .

قَدْ رُوِيَ عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَوْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَاتِمًا شَيْئًا مِنَ الْوَحْىِ لَكَتَمَ هَذِهِ الآيَةَ : ( إِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ ) الآيَةَ هَذَا الْحَرْفُ لَمْ يُرْوَ بِطُولِهِ . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَضَّاحٍ الْكُوفِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3207 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü