Allah, Mûsâ'yı İsrâiloğulları'nın söylediklerinden, elbisesini alıp kaçan taş ile temize çıkardı.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3221, Kitap 47, Hadis 273
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mûsâ (aleyhisselâm) çok hayâlı, örtünmeye çok dikkat eden bir adamdı; hayâsından dolayı derisinden hiçbir yer görünmezdi. İsrâiloğulları'ndan ona eziyet edenler eziyet etti ve: ‘Bu adam ancak derisindeki bir kusurdan dolayı böyle örtünüyor; ya alacadır ya kasık fıtığıdır ya da başka bir illettir’ dediler. Allah Azze ve Celle de onu söylediklerinden temize çıkarmak istedi. Mûsâ (aleyhisselâm) bir gün yalnız başına kaldı; elbiselerini bir taşın üzerine koydu, sonra yıkandı. Bitirince elbisesini almak için ona yöneldi; fakat taş elbisesiyle birlikte kaçtı. Mûsâ asasını alıp taşın peşine düştü ve: ‘Elbisem, ey taş! Elbisem, ey taş!’ demeye başladı. Sonunda İsrâiloğulları'ndan bir topluluğun yanına vardı. Onu çıplak olarak, yaratılışça insanların en güzeli olarak gördüler; (Allah da) onu söyledikleri şeyden temize çıkardı.” (Peygamber) buyurdu ki: “Taş durdu; (Mûsâ) elbisesini alıp giydi ve asasıyla taşa vurmaya başladı. Allah'a yemin olsun ki, taşta asasının izinden üç, dört ya da beş iz vardır. İşte Allah Teâlâ'nın şu sözü budur: ‘Ey iman edenler! Mûsâ'ya eziyet edenler gibi olmayın. Allah onu, onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah katında itibarlı biriydi.’ (Ahzâb 33/69)”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber'den {S} başka yollardan da rivayet edilmiştir. Bu konuda Enes'ten, o da Peygamber'den {S} de rivayet vardır.

Câmiu't-Tirmizî 3221, Kitap 47, Hadis 273

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، عَنْ عَوْفٍ، عَنِ الْحَسَنِ، وَمُحَمَّدٍ، وَخِلاَسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ كَانَ رَجُلاً حَيِيًّا سِتِّيرًا مَا يُرَى مِنْ جِلْدِهِ شَيْءٌ اسْتِحْيَاءً مِنْهُ فَآذَاهُ مَنْ آذَاهُ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ فَقَالُوا مَا يَسْتَتِرُ هَذَا السِّتْرَ إِلاَّ مِنْ عَيْبٍ بِجِلْدِهِ إِمَّا بَرَصٌ وَإِمَّا أُدْرَةٌ وَإِمَّا آفَةٌ وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَرَادَ أَنْ يُبَرِّئَهُ مِمَّا قَالُوا وَإِنَّ مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ خَلاَ يَوْمًا وَحْدَهُ فَوَضَعَ ثِيَابَهُ عَلَى حَجَرٍ ثُمَّ اغْتَسَلَ فَلَمَّا فَرَغَ أَقْبَلَ إِلَى ثِيَابِهِ لِيَأْخُذَهَا وَإِنَّ الْحَجَرَ عَدَا بِثَوْبِهِ فَأَخَذَ مُوسَى عَصَاهُ فَطَلَبَ الْحَجَرَ فَجَعَلَ يَقُولُ ثَوْبِي حَجَرُ ثَوْبِي حَجَرُ حَتَّى انْتَهَى إِلَى مَلإٍ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ فَرَأَوْهُ عُرْيَانًا أَحْسَنَ النَّاسِ خَلْقًا وَأَبْرَأَهُ مِمَّا كَانُوا يَقُولُونَ قَالَ وَقَامَ الْحَجَرُ فَأَخَذَ ثَوْبَهُ وَلَبِسَهُ وَطَفِقَ بِالْحَجَرِ ضَرْبًا بِعَصَاهُ فَوَاللَّهِ إِنَّ بِالْحَجَرِ لَنَدَبًا مِنْ أَثَرِ عَصَاهُ ثَلاَثًا أَوْ أَرْبَعًا أَوْ خَمْسًا فَذَلِكَ قَوْلُهُ تَعَالَى : ( يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَكُونُوا كَالَّذِينَ آذَوْا مُوسَى فَبَرَّأَهُ اللَّهُ مِمَّا قَالُوا وَكَانَ عِنْدَ اللَّهِ وَجِيهًا ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَفِيهِ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3221 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü