Âişe: Kim sana Muhammed'in Rabbini gördüğünü haber verirse en büyük iftirayı etmiş olur.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3278, Kitap 47, Hadis 330
Zayıf
Türkçe meal

Şa'bî şöyle rivayet etti:

İbn Abbâs, Arafat'ta Ka'b ile karşılaştı ve ona bir şey sordu. Ka'b öyle tekbir getirdi ki dağlar ona karşılık verdi. İbn Abbâs, “Biz Hâşimoğullarıyız” dedi. Ka'b şöyle dedi: “Allah, görülmesini ve konuşmasını Muhammed ile Mûsâ arasında paylaştırdı: Mûsâ ile iki kez konuştu, Muhammed de O'nu iki kez gördü.”

Mesrûk dedi ki: Âişe'nin yanına girdim ve “Muhammed Rabbini gördü mü?” dedim. “Öyle bir şey söyledin ki ondan dolayı tüylerim diken diken oldu” dedi. “Yavaş ol!” dedim ve sonra, “Andolsun, o Rabbinin en büyük âyetlerinden bazılarını gördü” (Necm 53/18) âyetini okudum. Şöyle dedi: “Aklın nereye gidiyor? O, ancak Cebrâil'dir. Kim sana Muhammed'in Rabbini gördüğünü ya da kendisine emredilenden bir şeyi gizlediğini ya da Allah Teâlâ'nın, 'Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O indirir...' (Lokmân 31/34) buyurduğu beş şeyi bildiğini haber verirse, en büyük iftirayı etmiş olur. Fakat o Cebrâil'i gördü; onu kendi suretinde yalnızca iki kez gördü: bir kez Sidretü'l-müntehâ'nın yanında, bir kez de Ciyâd'da. Onun altı yüz kanadı vardı ve ufku kapatmıştı.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Dâvûd b. Ebû Hind bu hadisin benzerini Şa'bî'den, o Mesrûk'tan, o Âişe'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet etmiştir. Dâvûd'un rivayeti, Mücâlid'in rivayetinden daha kısadır.

Câmiu't-Tirmizî 3278, Kitap 47, Hadis 330

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ لَقِيَ ابْنُ عَبَّاسٍ كَعْبًا بِعَرَفَةَ فَسَأَلَهُ عَنْ شَيْءٍ، فَكَبَّرَ حَتَّى جَاوَبَتْهُ الْجِبَالُ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّا بَنُو هَاشِمٍ . فَقَالَ كَعْبٌ إِنَّ اللَّهَ قَسَمَ رُؤْيَتَهُ وَكَلاَمَهُ بَيْنَ مُحَمَّدٍ وَمُوسَى فَكَلَّمَ مُوسَى مَرَّتَيْنِ وَرَآهُ مُحَمَّدٌ مَرَّتَيْنِ . قَالَ مَسْرُوقٌ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْتُ هَلْ رَأَى مُحَمَّدٌ رَبَّهُ فَقَالَتْ لَقَدْ تَكَلَّمْتَ بِشَيْءٍ قَفَّ لَهُ شَعْرِي قُلْتُ رُوَيْدًا ثُمَّ قَرَأْتُ : (لقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى ) قَالَتْ أَيْنَ يُذْهَبُ بِكَ إِنَّمَا هُوَ جِبْرِيلُ مَنْ أَخْبَرَكَ أَنَّ مُحَمَّدًا رَأَى رَبَّهُ أَوْ كَتَمَ شَيْئًا مِمَّا أُمِرَ بِهِ أَوْ يَعْلَمُ الْخَمْسَ الَّتِي قَالَ اللَّهُ تَعَالَى : ( إنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ ) فَقَدْ أَعْظَمَ الْفِرْيَةَ وَلَكِنَّهُ رَأَى جِبْرِيلَ لَمْ يَرَهُ فِي صُورَتِهِ إِلاَّ مَرَّتَيْنِ مَرَّةً عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى وَمَرَّةً فِي جِيَادٍ لَهُ سِتُّمِائَةِ جَنَاحٍ قَدْ سَدَّ الأُفُقَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَقَدْ رَوَى دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَائِشَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ هَذَا الْحَدِيثِ وَحَدِيثُ دَاوُدَ أَقْصَرُ مِنْ حَدِيثِ مُجَالِدٍ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3278 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü