Kadir gecesinin sabahında güneş ışınsız doğar; o yirmi yedinci gecedir

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3351, Kitap 47, Hadis 403
Sahih
Türkçe meal

Zirr b. Hubeyş —Zirr b. Hubeyş'in künyesi Ebû Meryem'dir— şöyle rivayet etti:

Übey b. Ka'b'a: “Kardeşin Abdullah b. Mes'ûd, 'Kim bütün yıl (geceleri) namaz kılarsa Kadir gecesine rastlar' diyor” dedim. O şöyle dedi: “Allah Ebû Abdurrahman'ı bağışlasın! Andolsun o, Kadir gecesinin Ramazan'ın son on gecesinde olduğunu ve yirmi yedinci gece olduğunu biliyordu; fakat insanların (buna) güvenip (gayreti) bırakmalarını istemedi.” Sonra istisna yapmaksızın (inşallah demeksizin) onun yirmi yedinci gece olduğuna yemin etti. Ona: “Bunu neye dayanarak söylüyorsun, ey Ebü'l-Münzir?” dedim. Şöyle dedi: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bize haber verdiği alâmetle —ya da işaretle—: O gün güneş ışınsız doğar.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Âsım b. Behdele şöyle dedi: Ebû Vâil Şakîk b. Seleme, Zirr b. Hubeyş oturduğu sürece konuşmazdı. Âsım b. Behdele dedi ki: Zirr b. Hubeyş fasih bir adamdı; Abdullah b. Mes'ûd ona Arapça(nın inceliklerin)i sorardı.

Yine Âsım b. Behdele şöyle dedi: Zirr b. Hubeyş ezan okurken bir adam yanından geçti ve: “Ey Ebû Meryem! Ezan mı okuyorsun? Ben seni ezandan daha üstün tutarım” dedi. Zirr: “Ezandan yüz mü çeviriyorsun? Allah'a yemin olsun ki seninle ebediyen konuşmayacağım” dedi.

Câmiu't-Tirmizî 3351, Kitap 47, Hadis 403

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدَةَ بْنِ أَبِي لُبَابَةَ، وَعَاصِمٍ، هُوَ ابْنُ بَهْدَلَةَ سَمِعَا زِرَّ بْنَ حُبَيْشٍ، وَزِرُّ بْنُ حُبَيْشٍ يُكْنَى أَبَا مَرْيَمَ يَقُولُ قُلْتُ لأُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ إِنَّ أَخَاكَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ يَقُولُ مَنْ يَقُمِ الْحَوْلَ يُصِبْ لَيْلَةَ الْقَدْرِ فَقَالَ يَغْفِرُ اللَّهُ لأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ لَقَدْ عَلِمَ أَنَّهَا فِي الْعَشَرَةِ الأَوَاخِرِ مِنْ رَمَضَانَ وَأَنَّهَا لَيْلَةُ سَبْعٍ وَعِشْرِينَ وَلَكِنَّهُ أَرَادَ أَنْ لاَ يَتَّكِلَ النَّاسُ ثُمَّ حَلَفَ لاَ يَسْتَثْنِي أَنَّهَا لَيْلَةُ سَبْعٍ وَعِشْرِينَ . قُلْتُ لَهُ بِأَىِّ شَيْءٍ تَقُولُ ذَلِكَ يَا أَبَا الْمُنْذِرِ قَالَ بِالآيَةِ الَّتِي أَخْبَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ بِالْعَلاَمَةِ أَنَّ الشَّمْسَ تَطْلُعُ يَوْمَئِذٍ لاَ شُعَاعَ لَهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ قَالَ كَانَ أَبُو وَائِلٍ شَقِيقُ بْنُ سَلَمَةَ لاَ يَتَكَلَّمُ مَا دَامَ زِرُّ بْنُ حُبَيْشٍ جَالِسًا . قَالَ عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ وَكَانَ زِرُّ بْنُ حُبَيْشٍ رَجُلاً فَصِيحًا وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ يَسْأَلُهُ عَنِ الْعَرَبِيَّةِ . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ مِهْرَانَ الْكُوفِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ عَنْ عَاصِمِ بْنِ بَهْدَلَةَ قَالَ مَرَّ رَجُلٌ عَلَى زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ وَهُوَ يُؤَذِّنُ فَقَالَ يَا أَبَا مَرْيَمَ أَتُؤَذِّنُ إِنِّي لأَرْغَبُ بِكَ عَنِ الأَذَانِ . فَقَالَ زِرٌّ أَتَرْغَبُ عَنِ الأَذَانِ وَاللَّهِ لاَ أُكَلِّمُكَ أَبَدًا .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3351 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü