Sübhânallahi adede halkıhî, rızâ nefsihî, zinete arşihî ve midâde kelimâtihî.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3555, Kitap 48, Hadis 186
Sahih
Türkçe meal

İbn Abbâs (radıyallahu anhümâ), Cüveyriye bint Hâris'ten (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Cüveyriye namaz kıldığı yerdeyken yanından geçti. Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) gün ortasına yakın bir vakitte yine yanından geçti ve ona “Hâlâ aynı hâlde misin?” buyurdu. “Evet” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sana söyleyeceğin birkaç kelime öğreteyim mi? Sübhânallahi adede halkıhî, Sübhânallahi adede halkıhî, Sübhânallahi adede halkıhî (Yarattıklarının sayısınca Allah'ı tesbih ederim); Sübhânallahi rızâ nefsihî, Sübhânallahi rızâ nefsihî, Sübhânallahi rızâ nefsihî (Kendisinin razı olacağı kadar Allah'ı tesbih ederim); Sübhânallahi zinete arşihî, Sübhânallahi zinete arşihî, Sübhânallahi zinete arşihî (Arşının ağırlığınca Allah'ı tesbih ederim); Sübhânallahi midâde kelimâtihî, Sübhânallahi midâde kelimâtihî, Sübhânallahi midâde kelimâtihî (Kelimelerinin mürekkebi miktarınca Allah'ı tesbih ederim).”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Muhammed b. Abdurrahman, Âl-i Talha'nın azatlısıdır; Medineli, sika (güvenilir) bir şeyhtir. Ondan bu hadisi Mes'ûdî ve Süfyân es-Sevrî de rivayet etmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 3555, Kitap 48, Hadis 186

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ كُرَيْبًا، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ جُوَيْرِيَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ عَلَيْهَا وَهِيَ فِي مَسْجِدٍ ثُمَّ مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا قَرِيبًا مِنْ نِصْفِ النَّهَارِ فَقَالَ لَهَا " مَا زِلْتِ عَلَى حَالِكِ " . فَقَالَتْ نَعَمْ . قَالَ " أَلاَ أُعَلِّمُكِ كَلِمَاتٍ تَقُولِينَهَا سُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ خَلْقِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ خَلْقِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ عَدَدَ خَلْقِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ رِضَا نَفْسِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ رِضَا نَفْسِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ رِضَا نَفْسِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ زِنَةَ عَرْشِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ زِنَةَ عَرْشِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ زِنَةَ عَرْشِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ هُوَ مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ وَهُوَ شَيْخٌ مَدَنِيٌّ ثِقَةٌ وَقَدْ رَوَى عَنْهُ الْمَسْعُودِيُّ وَسُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ هَذَا الْحَدِيثَ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3555 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü