Zülyedeyn: Ey Allah'ın Resûlü! Namaz mı kısaltıldı, yoksa unuttun mu?

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 399, Kitap 2, Hadis 252
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) iki rekâttan sonra (namazı bitirip) ayrıldı. Zülyedeyn ona: “Ey Allah'ın Resûlü! Namaz mı kısaltıldı, yoksa unuttun mu?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Zülyedeyn doğru mu söyledi?” buyurdu. İnsanlar: “Evet” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kalkıp diğer iki rekâtı kıldı, sonra selâm verdi. Sonra tekbir alıp secdeleri gibi ya da daha uzun bir secde yaptı. Sonra tekbir alıp (başını) kaldırdı, sonra yine secdeleri gibi ya da daha uzun bir secde yaptı.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda İmrân b. Husayn'dan, İbn Ömer'den ve Zülyedeyn'den de rivayet vardır.

Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir. İlim ehli bu hadis hakkında ihtilaf etmiştir. Bazı Kûfeliler şöyle demiştir: Kişi namazda unutarak ya da bilmeyerek veya her ne şekilde olursa olsun konuşursa namazı yeniden kılar. Bu hadisin, namazda konuşmanın yasaklanmasından önce olduğunu gerekçe göstermişlerdir. Şâfiî ise bu hadisi sahih görmüş ve onunla amel etmiştir. O, “Bu hadis, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) oruçlu hakkında rivayet edilen, ‘Unutarak yerse kaza etmez; o ancak Allah'ın ona verdiği bir rızıktır’ hadisinden daha sahihtir” demiştir. Şâfiî dedi ki: “Bunlar, oruçlunun yemesinde kasıt ile unutmayı Ebû Hüreyre hadisiyle birbirinden ayırdılar.” Ahmed, Ebû Hüreyre hadisi hakkında şöyle dedi: İmam namazının bir kısmında, namazı tamamladığını sanarak konuşur, sonra tamamlamadığını öğrenirse namazını tamamlar. İmamın arkasında, namazdan geriye kalan bir kısım olduğunu bildiği hâlde konuşan ise namazı baştan kılmalıdır. Ahmed şunu delil getirdi: Farzlar Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında artırılıp eksiltilebiliyordu; Zülyedeyn, namazının tamamlandığından emin olarak konuşmuştu. Bugün durum böyle değildir; hiç kimsenin Zülyedeyn'in konuştuğu mânada konuşması caiz değildir; çünkü bugün farzlara ne ekleme ne de eksiltme yapılır. Ahmed bu sözün benzerini söyledi. İshâk da bu babda Ahmed'in görüşüne benzer bir görüş söyledi.

Câmiu't-Tirmizî 399, Kitap 2, Hadis 252

Arapça metin
حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ أَبِي تَمِيمَةَ، وَهُوَ أَيُّوبُ السَّخْتِيَانِيُّ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنَ اثْنَتَيْنِ فَقَالَ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَصَدَقَ ذُو الْيَدَيْنِ " . فَقَالَ النَّاسُ نَعَمْ . فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى اثْنَتَيْنِ أُخْرَيَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ كَبَّرَ فَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ ثُمَّ كَبَّرَ فَرَفَعَ ثُمَّ سَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْبَابِ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ وَابْنِ عُمَرَ وَذِي الْيَدَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ فِي هَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْكُوفَةِ إِذَا تَكَلَّمَ فِي الصَّلاَةِ نَاسِيًا أَوْ جَاهِلاً أَوْ مَا كَانَ فَإِنَّهُ يُعِيدُ الصَّلاَةَ وَاعْتَلُّوا بِأَنَّ هَذَا الْحَدِيثَ كَانَ قَبْلَ تَحْرِيمِ الْكَلاَمِ فِي الصَّلاَةِ . قَالَ وَأَمَّا الشَّافِعِيُّ فَرَأَى هَذَا حَدِيثًا صَحِيحًا فَقَالَ بِهِ وَقَالَ هَذَا أَصَحُّ مِنَ الْحَدِيثِ الَّذِي رُوِيَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الصَّائِمِ إِذَا أَكَلَ نَاسِيًا فَإِنَّهُ لاَ يَقْضِي وَإِنَّمَا هُوَ رِزْقٌ رَزَقَهُ اللَّهُ . قَالَ الشَّافِعِيُّ وَفَرَّقُوا هَؤُلاَءِ بَيْنَ الْعَمْدِ وَالنِّسْيَانِ فِي أَكْلِ الصَّائِمِ بِحَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ . وَقَالَ أَحْمَدُ فِي حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ إِنْ تَكَلَّمَ الإِمَامُ فِي شَيْءٍ مِنْ صَلاَتِهِ وَهُوَ يَرَى أَنَّهُ قَدْ أَكْمَلَهَا ثُمَّ عَلِمَ أَنَّهُ لَمْ يُكْمِلْهَا يُتِمُّ صَلاَتَهُ وَمَنْ تَكَلَّمَ خَلْفَ الإِمَامِ وَهُوَ يَعْلَمُ أَنَّ عَلَيْهِ بَقِيَّةً مِنَ الصَّلاَةِ فَعَلَيْهِ أَنْ يَسْتَقْبِلَهَا . وَاحْتَجَّ بِأَنَّ الْفَرَائِضَ كَانَتْ تُزَادُ وَتُنْقَصُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّمَا تَكَلَّمَ ذُو الْيَدَيْنِ وَهُوَ عَلَى يَقِينٍ مِنْ صَلاَتِهِ أَنَّهَا تَمَّتْ وَلَيْسَ هَكَذَا الْيَوْمَ لَيْسَ لأَحَدٍ أَنْ يَتَكَلَّمَ عَلَى مَعْنَى مَا تَكَلَّمَ ذُو الْيَدَيْنِ لأَنَّ الْفَرَائِضَ الْيَوْمَ لاَ يُزَادُ فِيهَا وَلاَ يُنْقَصُ . قَالَ أَحْمَدُ نَحْوًا مِنْ هَذَا الْكَلاَمِ . وَقَالَ إِسْحَاقُ نَحْوَ قَوْلِ أَحْمَدَ فِي الْبَابِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 399 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü