Abdullah b. Selâm: Cuma günündeki o saat ikindiden sonra güneş batıncaya kadardır.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 491, Kitap 4, Hadis 4
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün oradan indirildi. O günde öyle bir saat vardır ki Müslüman bir kul namaz kılarken ona denk gelir de Allah'tan bir şey isterse, Allah onu mutlaka ona verir.” Ebû Hüreyre dedi ki: Abdullah b. Selâm ile karşılaştım ve bu hadisi ona anlattım. “Ben o saati daha iyi bilirim” dedi. “Onu bana haber ver, bundan beni esirgeme” dedim. “O, ikindiden sonra güneş batıncaya kadardır” dedi. “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Müslüman bir kul namaz kılarken ona denk gelirse’ buyurmuşken nasıl ikindiden sonra olur? O saatte namaz kılınmaz” dedim. Abdullah b. Selâm: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘Kim namazı bekleyerek bir yerde oturursa o, namazdadır’ buyurmadı mı?” dedi. “Evet” dedim. “İşte o budur” dedi.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Hadiste uzun bir kıssa vardır.

Ebû Îsâ dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. (Tirmizî) dedi ki: “Onu bana haber ver, bundan beni esirgeme” sözünün anlamı “Onu bana karşı cimrilik etme” demektir. ed-Dann cimrilik, ez-zanîn ise itham edilen kimse demektir.

Câmiu't-Tirmizî 491, Kitap 4, Hadis 4

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُوسَى الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنٌ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ فِيهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ فِيهِ خُلِقَ آدَمُ وَفِيهِ أُدْخِلَ الْجَنَّةَ وَفِيهِ أُهْبِطَ مِنْهَا وَفِيهِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ يُصَلِّي فَيَسْأَلُ اللَّهَ فِيهَا شَيْئًا إِلاَّ أَعْطَاهُ إِيَّاهُ " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَلاَمٍ فَذَكَرْتُ لَهُ هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ أَنَا أَعْلَمُ بِتِلْكَ السَّاعَةِ . فَقُلْتُ أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ قَالَ هِيَ بَعْدَ الْعَصْرِ إِلَى أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ . فَقُلْتُ كَيْفَ تَكُونُ بَعْدَ الْعَصْرِ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مَسْلِمٌ وَهُوَ يُصَلِّي " . وَتِلْكَ السَّاعَةُ لاَ يُصَلَّى فِيهَا فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ أَلَيْسَ قَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَلَسَ مَجْلِسًا يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ فَهُوَ فِي صَلاَةٍ " . قُلْتُ بَلَى . قَالَ فَهُوَ ذَاكَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَفِي الْحَدِيثِ قِصَّةٌ طَوِيلَةٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . قَالَ وَمَعْنَى قَوْلِهِ " أَخْبِرْنِي بِهَا وَلاَ تَضْنَنْ بِهَا عَلَىَّ " . لاَ تَبْخَلْ بِهَا عَلَىَّ وَالضَّنُّ الْبُخْلُ وَالظَّنِينُ الْمُتَّهَمُ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 491 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü