Resûlullah'ın yolculukta, güneş zevale kaydığında öğleden önceki iki rekâtı terk ettiğini görmedim.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 550, Kitap 6, Hadis 7
Hasen
Türkçe meal

Berâ b. Âzib (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) on sekiz yolculukta arkadaşlık ettim; güneş zevale kaydığında öğleden önceki iki rekâtı terk ettiğini görmedim.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda İbn Ömer'den de rivayet vardır.

Ebû Îsâ dedi ki: Berâ hadisi garîbdir. Muhammed'e (Buhârî) bu hadisi sordum; onu yalnızca Leys b. Sa'd'ın rivayetinden biliyordu, Ebû Büsre el-Gıfârî'nin adını bilmiyordu ve hadisi hasen gördü. İbn Ömer'den, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculukta namazdan önce de sonra da nafile kılmadığı rivayet edilmiştir. Yine ondan, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yolculukta nafile kıldığı rivayet edilmiştir. Sonra Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra ilim ehli ihtilaf etti: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabından bazıları kişinin yolculukta nafile kılmasını uygun gördü; Ahmed ve İshâk da bu görüştedir. İlim ehlinden bir grup ise (farzdan) önce de sonra da namaz kılınmasını uygun görmedi. Yolculukta nafile kılmayanın (tutumunun) anlamı ruhsatı kabul etmektir; nafile kılan için ise bunda büyük fazilet vardır. İlim ehlinin çoğunluğunun görüşü budur; yolculukta nafile kılmayı tercih ederler.

Câmiu't-Tirmizî 550, Kitap 6, Hadis 7

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ أَبِي بُسْرَةَ الْغِفَارِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ صَحِبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَةَ عَشَرَ سَفَرًا فَمَا رَأَيْتُهُ تَرَكَ الرَّكْعَتَيْنِ إِذَا زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ الظُّهْرِ . وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ الْبَرَاءِ حَدِيثٌ غَرِيبٌ . قَالَ وَسَأَلْتُ مُحَمَّدًا عَنْهُ فَلَمْ يَعْرِفْهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ وَلَمْ يَعْرِفِ اسْمَ أَبِي بُسْرَةَ الْغِفَارِيِّ وَرَآهُ حَسَنًا . وَرُوِيَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَتَطَوَّعُ فِي السَّفَرِ قَبْلَ الصَّلاَةِ وَلاَ بَعْدَهَا . وَرُوِيَ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَتَطَوَّعُ فِي السَّفَرِ . ثُمَّ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْعِلْمِ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَأَى بَعْضُ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَتَطَوَّعَ الرَّجُلُ فِي السَّفَرِ وَبِهِ يَقُولُ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ . وَلَمْ تَرَ طَائِفَةٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ أَنْ يُصَلَّى قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا . وَمَعْنَى مَنْ لَمْ يَتَطَوَّعْ فِي السَّفَرِ قَبُولُ الرُّخْصَةِ وَمَنْ تَطَوَّعَ فَلَهُ فِي ذَلِكَ فَضْلٌ كَثِيرٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ يَخْتَارُونَ التَّطَوُّعَ فِي السَّفَرِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 550 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü