Ebû Eyyûb el-Ensârî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Def-i hacet yerine vardığınızda büyük ve küçük abdest bozarken kıbleye yönelmeyin, ona arkanızı da dönmeyin; doğuya ya da batıya dönün.” Ebû Eyyûb dedi ki: Şam'a geldik, kıbleye doğru inşa edilmiş helalar bulduk; (oralarda) kıbleden yönümüzü çeviriyor ve Allah'tan bağışlanma diliyorduk.
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Abdullah b. el-Hâris b. Cez' ez-Zübeydî'den, Ma'kıl b. Ebü'l-Heysem'den —Ma'kıl b. Ebû Ma'kıl da denir—, Ebû Ümâme'den, Ebû Hüreyre'den ve Sehl b. Huneyf'ten de rivayet vardır.
Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Eyyûb'un hadisi bu babdaki en güzel ve en sahih rivayettir. Ebû Eyyûb'un adı Hâlid b. Zeyd'dir. Zührî'nin adı Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Şihâb ez-Zührî, künyesi Ebû Bekir'dir. Ebü'l-Velîd el-Mekkî dedi ki: Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî şöyle dedi: Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) “Büyük ve küçük abdest bozarken kıbleye yönelmeyin, ona arkanızı da dönmeyin” sözünün anlamı, bunun yalnızca açık arazide (çöllerde) olduğudur; inşa edilmiş helalarda ise kıbleye yönelmeye ruhsat vardır. İshâk b. İbrâhîm de böyle söyledi. Ahmed b. Hanbel (rahimehullah) ise şöyle dedi: Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) gelen ruhsat, büyük veya küçük abdest bozarken yalnızca kıbleye arkayı dönmekle ilgilidir; kıbleye yönelmeye gelince, ona yönelmez. Sanki o, ne sahrada ne de helalarda kıbleye yönelmeyi caiz görmüyordu.
Câmiu't-Tirmizî 8, Kitap 1, Hadis 8