Telbiye getiren Müslümanla birlikte sağındaki ve solundaki taş, ağaç ve toprak da telbiye getirir.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 828, Kitap 9, Hadis 21
Hasen
Türkçe meal

Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Telbiye getiren hiçbir Müslüman yoktur ki, yeryüzü şuradan ve şuradan sona erinceye kadar sağındaki ya da solundaki taş, ağaç veya toprak da onunla birlikte telbiye getirmesin.”

Ubeyde b. Humeyd de bunu Umâre b. Gaziyye'den, onun Ebû Hâzim'den, onun Sehl b. Sa'd'dan, onun da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayetiyle İsmâil b. Ayyâş'ın hadisinin benzeri olarak rivayet etti.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda İbn Ömer'den ve Câbir'den de rivayet vardır. Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Bekr hadisi (827) garîbdir; onu ancak İbn Ebû Füdeyk'in Dahhâk b. Osman'dan rivayetinden biliyoruz. Muhammed b. Münkedir, Abdurrahman b. Yerbû'dan işitmemiştir. Muhammed b. Münkedir, Saîd b. Abdurrahman b. Yerbû'dan, onun da babasından bu hadisten başka bir hadis rivayet etmiştir. Ebû Nuaym et-Tahhân Dırâr b. Surad bu hadisi İbn Ebû Füdeyk'ten, onun Dahhâk b. Osman'dan, onun Muhammed b. Münkedir'den, onun Saîd b. Abdurrahman b. Yerbû'dan, onun babasından, onun Ebû Bekr'den, onun da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet etmiştir; Dırâr bunda hata etmiştir. Ebû Îsâ dedi ki: Ahmed b. Hasan'ı şöyle derken işittim: Ahmed b. Hanbel dedi ki: Bu hadiste “Muhammed b. Münkedir'den, onun İbn Abdurrahman b. Yerbû'dan, onun da babasından” diyen hata etmiştir. (Ebû Îsâ) dedi ki: Muhammed'e (Buhârî) Dırâr b. Surad'ın İbn Ebû Füdeyk'ten rivayet ettiği hadisi zikrettim; “O hatadır” dediğini işittim. “Onu İbn Ebû Füdeyk'ten başkası da onun rivayeti gibi rivayet etmiştir” dedim. “Bir şey ifade etmez; onlar bunu İbn Ebû Füdeyk'ten rivayet ettiler ama içinde 'Saîd b. Abdurrahman'dan' diye zikretmediler” dedi. Onun Dırâr b. Surad'ı zayıf saydığını gördüm. Acc, telbiyede sesi yükseltmektir; secc ise kurbanlık develeri kesmektir.

Câmiu't-Tirmizî 828, Kitap 9, Hadis 21

Arapça metin
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُلَبِّي إِلاَّ لَبَّى مَنْ عَنْ يَمِينِهِ أَوْ عَنْ شِمَالِهِ مِنْ حَجَرٍ أَوْ شَجَرٍ أَوْ مَدَرٍ حَتَّى تَنْقَطِعَ الأَرْضُ مِنْ هَا هُنَا وَهَا هُنَا " .

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَسْوَدِ أَبُو عَمْرٍو الْبَصْرِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ حَدِيثِ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَيَّاشٍ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ وَجَابِرٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي بَكْرٍ حَدِيثٌ غَرِيبٌ لاَ نَعْرِفُهُ إِلاَّ مِنْ حَدِيثِ ابْنِ أَبِي فُدَيْكٍ عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ . وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ لَمْ يَسْمَعْ مِنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَرْبُوعٍ وَقَدْ رَوَى مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَرْبُوعٍ عَنْ أَبِيهِ غَيْرَ هَذَا الْحَدِيثِ . وَرَوَى أَبُو نُعَيْمٍ الطَّحَّانُ ضِرَارُ بْنُ صُرَدٍ هَذَا الْحَدِيثَ عَنِ ابْنِ أَبِي فُدَيْكٍ عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَرْبُوعٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي بَكْرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . وَأَخْطَأَ فِيهِ ضِرَارٌ . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ أَحْمَدَ بْنَ الْحَسَنِ يَقُولُ قَالَ أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ مَنْ قَالَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ عَنِ ابْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَرْبُوعٍ عَنْ أَبِيهِ فَقَدْ أَخْطَأَ . قَالَ وَسَمِعْتُ مُحَمَّدًا يَقُولُ وَذَكَرْتُ لَهُ حَدِيثَ ضِرَارِ بْنِ صُرَدٍ عَنِ ابْنِ أَبِي فُدَيْكٍ فَقَالَ هُوَ خَطَأٌ . فَقُلْتُ قَدْ رَوَاهُ غَيْرُهُ عَنِ ابْنِ أَبِي فُدَيْكٍ أَيْضًا مِثْلَ رِوَايَتِهِ . فَقَالَ لاَ شَىْءَ إِنَّمَا رَوَوْهُ عَنِ ابْنِ أَبِي فُدَيْكٍ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِيهِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ . وَرَأَيْتُهُ يُضَعِّفُ ضِرَارَ بْنَ صُرَدٍ . وَالْعَجُّ هُوَ رَفْعُ الصَّوْتِ بِالتَّلْبِيَةِ . وَالثَّجُّ هُوَ نَحْرُ الْبُدْنِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 828 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü