Mal biriktirenlere, cehennem ateşinde kızdırılıp göğüslerinin ucuna konulacak bir taşı müjdele!

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1407, 1408, Kitap 24, Hadis 12
Hadis numaraları
1407, 1408
Türkçe meal

Ahnef b. Kays şöyle dedi:

Kureyş'ten bir topluluğun yanına oturdum. Saçı, elbisesi ve kılığı kaba bir adam geldi, yanlarına dikilip selam verdi, sonra şöyle dedi: “(Mal) biriktirenlere, cehennem ateşinde kızdırılacak bir taşı müjdele! (Bu taş) onlardan birinin göğüs ucuna konur, kürek kemiğinin ucundan çıkar; kürek kemiğinin ucuna konur, göğüs ucundan çıkar; (böylece) sarsılıp durur.” Sonra dönüp bir direğin yanına oturdu. Ben de peşinden gidip yanına oturdum; onun kim olduğunu bilmiyordum. Ona: “Görüyorum ki bu topluluk senin söylediğinden hoşlanmadı” dedim. Şöyle dedi: “Onlar hiçbir şeye akıl erdirmiyorlar. Dostum bana şöyle dedi -(Ahnef) dedi ki: ‘Dostun kim?’ dedim; ‘Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’ dedi-: ‘Ey Ebû Zer! Uhud'u görüyor musun?’ Günün ne kadarının kaldığını görmek için güneşe baktım; Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) beni bir işi için göndereceğini sanıyordum. ‘Evet’ dedim. Şöyle buyurdu: ‘Uhud kadar altınım olsa, üç dinar dışında hepsini harcamadıkça (buna sahip olmayı) sevmem.’ Bunlar ise akıl erdirmiyorlar; ancak dünyayı topluyorlar. Hayır, vallahi Allah'a kavuşuncaya kadar onlardan ne dünya isterim ne de din hakkında onlara fetva sorarım.”

Sahîh-i Buhârî 1407, 1408, Kitap 24, Hadis 12

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَيَّاشٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ أَبِي الْعَلاَءِ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ جَلَسْتُ. وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْعَلاَءِ بْنُ الشِّخِّيرِ، أَنَّ الأَحْنَفَ بْنَ قَيْسٍ، حَدَّثَهُمْ قَالَ جَلَسْتُ إِلَى مَلإٍ مِنْ قُرَيْشٍ، فَجَاءَ رَجُلٌ خَشِنُ الشَّعَرِ وَالثِّيَابِ وَالْهَيْئَةِ حَتَّى قَامَ عَلَيْهِمْ فَسَلَّمَ ثُمَّ قَالَ بَشِّرِ الْكَانِزِينَ بِرَضْفٍ يُحْمَى عَلَيْهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ، ثُمَّ يُوضَعُ عَلَى حَلَمَةِ ثَدْىِ أَحَدِهِمْ حَتَّى يَخْرُجَ مِنْ نُغْضِ كَتِفِهِ، وَيُوضَعُ عَلَى نُغْضِ كَتِفِهِ حَتَّى يَخْرُجَ مِنْ حَلَمَةِ ثَدْيِهِ يَتَزَلْزَلُ، ثُمَّ وَلَّى فَجَلَسَ إِلَى سَارِيَةٍ، وَتَبِعْتُهُ وَجَلَسْتُ إِلَيْهِ، وَأَنَا لاَ أَدْرِي مَنْ هُوَ فَقُلْتُ لَهُ لاَ أُرَى الْقَوْمَ إِلاَّ قَدْ كَرِهُوا الَّذِي قُلْتَ. قَالَ إِنَّهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ شَيْئًا. قَالَ لِي خَلِيلِي ـ قَالَ قُلْتُ مَنْ خَلِيلُكَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ـ " يَا أَبَا ذَرٍّ أَتُبْصِرُ أُحُدًا ". قَالَ فَنَظَرْتُ إِلَى الشَّمْسِ مَا بَقِيَ مِنَ النَّهَارِ وَأَنَا أُرَى أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُرْسِلُنِي فِي حَاجَةٍ لَهُ، قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " مَا أُحِبُّ أَنَّ لِي مِثْلَ أُحُدٍ ذَهَبًا أُنْفِقُهُ كُلَّهُ إِلاَّ ثَلاَثَةَ دَنَانِيرَ ". وَإِنَّ هَؤُلاَءِ لاَ يَعْقِلُونَ، إِنَّمَا يَجْمَعُونَ الدُّنْيَا. لاَ وَاللَّهِ لاَ أَسْأَلُهُمْ دُنْيَا، وَلاَ أَسْتَفْتِيهِمْ عَنْ دِينٍ حَتَّى أَلْقَى اللَّهَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1407, 1408 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü