Enes (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Ebû Bekir (radıyallahu anh), Allah'ın Resûlü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) emrettiği zekât farizasını bana yazdı: “Develerinde zekât olarak cezea gereken, yanında cezea bulunmayıp hıkka bulunan kimseden hıkka kabul edilir; kolayına gelirse onunla birlikte iki koyun ya da yirmi dirhem verir. Zekât olarak hıkka gereken, yanında hıkka bulunmayıp cezea bulunan kimseden cezea kabul edilir; zekât memuru da ona yirmi dirhem ya da iki koyun verir. Zekât olarak hıkka gereken, yanında yalnızca bintü lebûn bulunan kimseden bintü lebûn kabul edilir; o da iki koyun ya da yirmi dirhem verir. Zekâtı bintü lebûna ulaşan, yanında hıkka bulunan kimseden hıkka kabul edilir; zekât memuru da ona yirmi dirhem ya da iki koyun verir. Zekâtı bintü lebûna ulaşan, yanında o bulunmayıp bintü mehâd bulunan kimseden bintü mehâd kabul edilir; onunla birlikte yirmi dirhem ya da iki koyun verir.”
Sahîh-i Buhârî 1453, Kitap 24, Hadis 56