Ey Hakîm! Bu mal yeşil ve tatlıdır; kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1472, Kitap 24, Hadis 74
Türkçe meal

Hakîm b. Hizâm (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) istedim, bana verdi. Sonra yine istedim, verdi. Sonra yine istedim, verdi. Sonra şöyle buyurdu: “Ey Hakîm! Bu mal yeşil ve tatlıdır. Kim onu gönül tokluğuyla alırsa onda kendisine bereket verilir. Kim de onu hırsla alırsa onda kendisine bereket verilmez; yiyip de doymayan kimse gibi olur. Yukarıdaki el aşağıdaki elden hayırlıdır.” Hakîm dedi ki: “Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak ile gönderene yemin olsun ki, dünyadan ayrılıncaya kadar senden sonra kimseden bir şey almayacağım.” Ebû Bekir (radıyallahu anh) Hakîm'i bağış almaya çağırırdı, o ise ondan kabul etmekten kaçınırdı. Sonra Ömer (radıyallahu anh) ona vermek için onu çağırdı; o yine ondan bir şey kabul etmekten kaçındı. Ömer: “Ey Müslümanlar topluluğu! Hakîm hakkında sizi şahit tutuyorum: Ona bu fey'den hakkını teklif ediyorum, o ise almaktan kaçınıyor” dedi. Hakîm, Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra vefat edinceye kadar insanlardan hiç kimseden bir şey almadı.

Sahîh-i Buhârî 1472, Kitap 24, Hadis 74

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي، ثُمَّ سَأَلْتُهُ فَأَعْطَانِي ثُمَّ قَالَ " يَا حَكِيمُ إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، فَمَنْ أَخَذَهُ بِسَخَاوَةِ نَفْسٍ بُورِكَ لَهُ فِيهِ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِإِشْرَافِ نَفْسٍ لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهِ كَالَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ، الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى ". قَالَ حَكِيمٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَرْزَأُ أَحَدًا بَعْدَكَ شَيْئًا حَتَّى أُفَارِقَ الدُّنْيَا، فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ يَدْعُو حَكِيمًا إِلَى الْعَطَاءِ فَيَأْبَى أَنْ يَقْبَلَهُ مِنْهُ، ثُمَّ إِنَّ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ دَعَاهُ لِيُعْطِيَهُ فَأَبَى أَنْ يَقْبَلَ مِنْهُ شَيْئًا. فَقَالَ عُمَرُ إِنِّي أُشْهِدُكُمْ يَا مَعْشَرَ الْمُسْلِمِينَ عَلَى حَكِيمٍ، أَنِّي أَعْرِضُ عَلَيْهِ حَقَّهُ مِنْ هَذَا الْفَىْءِ فَيَأْبَى أَنْ يَأْخُذَهُ. فَلَمْ يَرْزَأْ حَكِيمٌ أَحَدًا مِنَ النَّاسِ بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى تُوُفِّيَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1472 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü