Resûlullah, Vâdi'l-Kurâ'daki kadının bahçesini on vesk olarak tahmin etti; bahçe de on vesk verdi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1481, 1482, Kitap 24, Hadis 82
Hadis numaraları
1481, 1482
Türkçe meal

Ebû Humeyd es-Sâidî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Tebük gazvesine çıktık. Vâdi'l-Kurâ'ya gelince bahçesinde bir kadın vardı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına: “(Hurmasını) tahmin edin” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) da on vesk olarak tahmin etti ve kadına: “Ondan çıkanı say” buyurdu. Tebük'e varınca şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Bu gece şiddetli bir rüzgâr esecek; hiç kimse ayağa kalkmasın. Yanında devesi olan onu bağlasın.” Biz de onları bağladık. Şiddetli bir rüzgâr esti; bir adam ayağa kalktı, rüzgâr onu Tay dağlarına attı. -Eyle meliki Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) beyaz bir katır hediye etti ve ona bir bürde giydirdi; o da ona, denizleri(nin kıyısındaki yurtları) üzerinde (kalmasına dair) bir yazı yazdı.- Vâdi'l-Kurâ'ya gelince kadına: “Bahçen ne kadar verdi?” buyurdu. “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) tahmini olan on vesk” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben Medine'ye acele ediyorum; sizden kim benimle birlikte acele etmek isterse acele etsin.” -İbn Bekkâr, anlamı “Medine'ye yaklaşınca” olan bir söz söyledi- (Medine'ye yaklaşınca) “Bu Tâbe'dir” buyurdu. Uhud'u görünce de şöyle buyurdu: “Bu, bizi seven ve bizim de sevdiğimiz küçük bir dağdır. Size Ensâr'ın yurtlarının en hayırlısını haber vereyim mi?” “Evet” dediler. “Neccâroğullarının yurtları, sonra Abdüleşheloğullarının yurtları, sonra Sâideoğullarının yurtları ya da Hâris b. Hazrecoğullarının yurtları. Ensâr'ın bütün yurtlarında -yani- hayır vardır” buyurdu.

Süleymân b. Bilâl -Amr bana rivayet etti diyerek- “Sonra Hârisoğullarının yurdu, sonra Sâideoğulları” dedi.

Süleymân, Sa'd b. Saîd'den, o Umâre b. Gaziyye'den, o Abbâs'tan, o babasından, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle rivayet etti: “Uhud, bizi seven ve bizim de sevdiğimiz bir dağdır.”

Ebû Abdullah (Buhârî) dedi ki: Üzerinde duvar bulunan her bahçe “hadîka”dır; üzerinde duvar bulunmayana “hadîka” denmez.

Sahîh-i Buhârî 1481, 1482, Kitap 24, Hadis 82

Arapça metin
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ بَكَّارٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَبَّاسٍ السَّاعِدِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ تَبُوكَ فَلَمَّا جَاءَ وَادِيَ الْقُرَى إِذَا امْرَأَةٌ فِي حَدِيقَةٍ لَهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ " اخْرُصُوا ". وَخَرَصَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةَ أَوْسُقٍ فَقَالَ لَهَا " أَحْصِي مَا يَخْرُجُ مِنْهَا ". فَلَمَّا أَتَيْنَا تَبُوكَ قَالَ " أَمَا إِنَّهَا سَتَهُبُّ اللَّيْلَةَ رِيحٌ شَدِيدَةٌ فَلاَ يَقُومَنَّ أَحَدٌ، وَمَنْ كَانَ مَعَهُ بَعِيرٌ فَلْيَعْقِلْهُ ". فَعَقَلْنَاهَا وَهَبَّتْ رِيحٌ شَدِيدَةٌ فَقَامَ رَجُلٌ فَأَلْقَتْهُ بِجَبَلِ طَيِّئٍ ـ وَأَهْدَى مَلِكُ أَيْلَةَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بَغْلَةً بَيْضَاءَ، وَكَسَاهُ بُرْدًا وَكَتَبَ لَهُ بِبَحْرِهِمْ ـ فَلَمَّا أَتَى وَادِيَ الْقُرَى قَالَ لِلْمَرْأَةِ " كَمْ جَاءَ حَدِيقَتُكِ ". قَالَتْ عَشَرَةَ أَوْسُقٍ خَرْصَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي مُتَعَجِّلٌ إِلَى الْمَدِينَةِ، فَمَنْ أَرَادَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَعَجَّلَ مَعِي فَلْيَتَعَجَّلْ ". فَلَمَّا ـ قَالَ ابْنُ بَكَّارٍ كَلِمَةً مَعْنَاهَا ـ أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ " هَذِهِ طَابَةُ ". فَلَمَّا رَأَى أُحُدًا قَالَ " هَذَا جُبَيْلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ، أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ دُورِ الأَنْصَارِ ". قَالُوا بَلَى. قَالَ " دُورُ بَنِي النَّجَّارِ، ثُمَّ دُورُ بَنِي عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ دُورُ بَنِي سَاعِدَةَ، أَوْ دُورُ بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ ـ يَعْنِي ـ خَيْرًا " . وَقَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ حَدَّثَنِي عَمْرٌو، " ثُمَّ دَارُ بَنِي الْحَارِثِ، ثُمَّ بَنِي سَاعِدَةَ ". وَقَالَ سُلَيْمَانُ عَنْ سَعْدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُحُدٌ جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ كُلُّ بُسْتَانٍ عَلَيْهِ حَائِطٌ فَهْوَ حَدِيقَةٌ، وَمَا لَمْ يَكُنْ عَلَيْهِ حَائِطٌ لَمْ يَقُلْ حَدِيقَةٌ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1481, 1482 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü