Kardeşinle Ten'îm'e git, umre için ihrama gir, sonra buluşma yerin şurası.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1561, Kitap 25, Hadis 47
Türkçe meal

Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yola çıktık; (yaptığımızın) ancak hac olduğunu düşünüyorduk. (Mekke'ye) gelince Beytullah'ı tavaf ettik. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kurbanlık sürmemiş olanlara ihramdan çıkmalarını emretti. Kurbanlık sürmemiş olanlar ihramdan çıktı. Hanımları da kurbanlık sürmemişlerdi, onlar da ihramdan çıktılar. Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle dedi: Ben ay hâli oldum ve Beytullah'ı tavaf edemedim. Hasbe gecesi olunca: “Ey Allah'ın Resûlü, insanlar umre ve hac ile dönüyor, ben ise yalnız hac ile dönüyorum” dedim. “Mekke'ye geldiğimiz gecelerde tavaf etmedin mi?” buyurdu. “Hayır” dedim. “Öyleyse kardeşinle Ten'îm'e git, umre için ihrama gir, sonra buluşma yerin şurası” buyurdu. Safiyye: “Kendimi ancak onları (yoldan) alıkoyacak biri olarak görüyorum” dedi. (Peygamber): “Akrâ halkâ! Nahr (kurban) günü tavaf etmedin mi?” buyurdu. (Safiyye): “Evet, ettim” dedi. “Bir sakıncası yok, yola çık” buyurdu. Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle dedi: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'den yukarı çıkarken ben de Mekke'ye inerken -ya da ben yukarı çıkarken o oradan inerken- benimle karşılaştı.

Sahîh-i Buhârî 1561, Kitap 25, Hadis 47

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلاَ نُرَى إِلاَّ أَنَّهُ الْحَجُّ، فَلَمَّا قَدِمْنَا تَطَوَّفْنَا بِالْبَيْتِ، فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَنْ لَمْ يَكُنْ سَاقَ الْهَدْىَ أَنْ يَحِلَّ، فَحَلَّ مَنْ لَمْ يَكُنْ سَاقَ الْهَدْىَ، وَنِسَاؤُهُ لَمْ يَسُقْنَ فَأَحْلَلْنَ، قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ فَحِضْتُ فَلَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ، فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَرْجِعُ النَّاسُ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ وَأَرْجِعُ أَنَا بِحَجَّةٍ قَالَ " وَمَا طُفْتِ لَيَالِيَ قَدِمْنَا مَكَّةَ ". قُلْتُ لاَ. قَالَ " فَاذْهَبِي مَعَ أَخِيكِ إِلَى التَّنْعِيمِ، فَأَهِلِّي بِعُمْرَةٍ ثُمَّ مَوْعِدُكِ كَذَا وَكَذَا ". قَالَتْ صَفِيَّةُ مَا أُرَانِي إِلاَّ حَابِسَتَهُمْ. قَالَ " عَقْرَى حَلْقَى، أَوَمَا طُفْتِ يَوْمَ النَّحْرِ ". قَالَتْ قُلْتُ بَلَى. قَالَ " لاَ بَأْسَ، انْفِرِي ". قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ فَلَقِيَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُصْعِدٌ مِنْ مَكَّةَ، وَأَنَا مُنْهَبِطَةٌ عَلَيْهَا، أَوْ أَنَا مُصْعِدَةٌ وَهْوَ مُنْهَبِطٌ مِنْهَا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1561 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü