Resûlullah uykudan uyanıp Âl-i İmrân'ın son on âyetini okudu, abdest alıp gece namazı kıldı.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 183, Kitap 4, Hadis 49
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

İbn Abbâs, bir gece teyzesi olan, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımı Meymûne'nin yanında kaldı. (İbn Abbâs) dedi ki: Ben yastığın enine uzandım; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve hanımı da uzunluğuna uzandılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) uyudu. Gece yarısı olunca —yahut ondan biraz önce veya biraz sonra— Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) uyandı, oturup eliyle yüzünden uykuyu sildi. Sonra Âl-i İmrân sûresinin son on âyetini okudu. Sonra asılı eski bir su tulumuna gidip ondan abdest aldı, abdestini güzelce aldı. Sonra namaza durdu. İbn Abbâs dedi ki: Ben de kalkıp onun yaptığının aynısını yaptım. Sonra gidip yanına durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu, sağ kulağımı tutup büktü. İki rekât, sonra iki rekât, sonra iki rekât, sonra iki rekât, sonra iki rekât, sonra iki rekât kıldı; sonra vitir kıldı. Sonra müezzin gelinceye kadar uzandı. Sonra kalkıp hafif iki rekât kıldı. Sonra çıkıp sabah namazını kıldırdı.

Sahîh-i Buhârî 183, Kitap 4, Hadis 49

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَاتَ لَيْلَةً عِنْدَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ خَالَتُهُ فَاضْطَجَعْتُ فِي عَرْضِ الْوِسَادَةِ، وَاضْطَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَهْلُهُ فِي طُولِهَا، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا انْتَصَفَ اللَّيْلُ، أَوْ قَبْلَهُ بِقَلِيلٍ أَوْ بَعْدَهُ بِقَلِيلٍ، اسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَلَسَ يَمْسَحُ النَّوْمَ عَنْ وَجْهِهِ بِيَدِهِ، ثُمَّ قَرَأَ الْعَشْرَ الآيَاتِ الْخَوَاتِمَ مِنْ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ، ثُمَّ قَامَ إِلَى شَنٍّ مُعَلَّقَةٍ، فَتَوَضَّأَ مِنْهَا فَأَحْسَنَ وُضُوءَهُ، ثُمَّ قَامَ يُصَلِّي. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقُمْتُ فَصَنَعْتُ مِثْلَ مَا صَنَعَ، ثُمَّ ذَهَبْتُ، فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ، فَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رَأْسِي، وَأَخَذَ بِأُذُنِي الْيُمْنَى، يَفْتِلُهَا، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ أَوْتَرَ، ثُمَّ اضْطَجَعَ، حَتَّى أَتَاهُ الْمُؤَذِّنُ، فَقَامَ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الصُّبْحَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 183 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü