Güneş tutulması namazında Esmâ'yı baygınlık bastı; kabirde Deccâl fitnesi gibi bir imtihan vardır.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 184, Kitap 4, Hadis 50
Türkçe meal

Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Güneş tutulduğunda Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımı Âişe'nin yanına geldim. Bir de baktım insanlar ayakta namaz kılıyorlar, o da ayakta namaz kılıyor. “İnsanlara ne oluyor?” dedim. Eliyle göğe doğru işaret etti ve “Sübhânallah” dedi. “Bir alâmet mi?” dedim. “Evet” anlamında işaret etti. Ben de (namaza) durdum; öyle ki beni baygınlık bastı ve başımın üzerine su dökmeye başladım. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (namazdan) çıkınca Allah'a hamd ve senâ etti, sonra şöyle buyurdu: “Daha önce görmediğim hiçbir şey yoktur ki onu şu durduğum yerde görmüş olmayayım; cennet ve cehennem bile. Bana vahyolundu ki, siz kabirlerde Deccâl fitnesi gibi —yahut ona yakın; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— bir fitneyle imtihan edileceksiniz. Sizden birine gelinir ve: ‘Bu adam hakkında bilgin nedir?’ denilir. Mü'min —yahut yakîn sahibi; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— ise şöyle der: ‘O, Muhammed'dir, Allah'ın Resûlüdür. Bize apaçık delillerle ve hidayetle geldi; biz de icabet ettik, iman ettik ve ona uyduk.’ Ona: ‘Rahat uyu! Senin mü'min olduğunu bildik’ denilir. Münafık —yahut şüpheci; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— ise: ‘Bilmiyorum; insanları bir şey söylerken işittim, ben de onu söyledim’ der.”

Sahîh-i Buhârî 184, Kitap 4, Hadis 50

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنِ امْرَأَتِهِ، فَاطِمَةَ عَنْ جَدَّتِهَا، أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، فَإِذَا النَّاسُ قِيَامٌ يُصَلُّونَ، وَإِذَا هِيَ قَائِمَةٌ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا لِلنَّاسِ فَأَشَارَتْ بِيَدِهَا نَحْوَ السَّمَاءِ وَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ. فَقُلْتُ آيَةٌ فَأَشَارَتْ أَىْ نَعَمْ. فَقُمْتُ حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ، وَجَعَلْتُ أَصُبُّ فَوْقَ رَأْسِي مَاءً، فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْ شَىْءٍ كُنْتُ لَمْ أَرَهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي هَذَا حَتَّى الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ مِثْلَ أَوْ قَرِيبًا مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ ـ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ يُؤْتَى أَحَدُكُمْ فَيُقَالُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُوقِنُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ هُوَ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى، فَأَجَبْنَا وَآمَنَّا وَاتَّبَعْنَا، فَيُقَالُ نَمْ صَالِحًا، فَقَدْ عَلِمْنَا إِنْ كُنْتَ لَمُؤْمِنًا، وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي، سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 184 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü