Resûlullah'a cünüp iken fecir yetişirdi; sonra gusleder ve oruç tutardı.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 1925, 1926, Kitap 30, Hadis 34
Hadis numaraları
1925, 1926
Türkçe meal

Âişe ve Ümmü Seleme (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem), ailesi(yle birlikte olmaktan) dolayı cünüp iken fecir yetişirdi; sonra gusleder ve oruç tutardı.

(Ebû Bekir b. Abdurrahman anlattı:) Mervân, (babam) Abdurrahman b. el-Hâris'e: “Allah'a yemin ederim ki bunu mutlaka Ebû Hüreyre'nin yüzüne vuracaksın” dedi. Mervân o gün Medine valisiydi. Abdurrahman bundan hoşlanmadı. Sonra Zülhuleyfe'de bir araya gelmemiz takdir edildi; Ebû Hüreyre'nin orada bir arazisi vardı. Abdurrahman, Ebû Hüreyre'ye: “Sana bir şey söyleyeceğim; eğer Mervân bu konuda bana yemin vermeseydi onu sana söylemezdim” dedi ve Âişe ile Ümmü Seleme'nin sözünü anlattı. Ebû Hüreyre: “Bana da Fazl b. Abbâs böyle anlatmıştı; onlar (Peygamber'in hanımları) daha iyi bilir” dedi.

Hemmâm ve İbn Abdullah b. Ömer, Ebû Hüreyre'den “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) (bu durumda) orucu açmayı emrederdi” diye rivayet ettiler. Birincisinin senedi daha sağlamdır.

Sahîh-i Buhârî 1925, 1926, Kitap 30, Hadis 34

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامِ بْنِ الْمُغِيرَةِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا بَكْرِ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ كُنْتُ أَنَا وَأَبِي، حِينَ دَخَلْنَا عَلَى عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ ح. حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّ أَبَاهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَ مَرْوَانَ، أَنَّ عَائِشَةَ، وَأُمَّ سَلَمَةَ أَخْبَرَتَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُدْرِكُهُ الْفَجْرُ وَهُوَ جُنُبٌ مِنْ أَهْلِهِ، ثُمَّ يَغْتَسِلُ وَيَصُومُ. وَقَالَ مَرْوَانُ لِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ أُقْسِمُ بِاللَّهِ لَتُقَرِّعَنَّ بِهَا أَبَا هُرَيْرَةَ. وَمَرْوَانُ يَوْمَئِذٍ عَلَى الْمَدِينَةِ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ فَكَرِهَ ذَلِكَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، ثُمَّ قُدِّرَ لَنَا أَنْ نَجْتَمِعَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ، وَكَانَتْ لأَبِي هُرَيْرَةَ هُنَالِكَ أَرْضٌ، فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لأَبِي هُرَيْرَةَ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكَ أَمْرًا، وَلَوْلاَ مَرْوَانُ أَقْسَمَ عَلَىَّ فِيهِ لَمْ أَذْكُرْهُ لَكَ. فَذَكَرَ قَوْلَ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ. فَقَالَ كَذَلِكَ حَدَّثَنِي الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ، وَهُنَّ أَعْلَمُ، وَقَالَ هَمَّامٌ وَابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَأْمُرُ بِالْفِطْرِ. وَالأَوَّلُ أَسْنَدُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 1925, 1926 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü