Bir şeye yemin edip başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka hayırlı olanı yapar ve yeminimi çözerim.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3133, Kitap 57, Hadis 41
Türkçe meal

Zehdem şöyle dedi:

Ebû Mûsâ'nın yanındaydık. (Yemek) getirildi -(râvi) tavuktan söz etti-. Yanında Teymullahoğullarından, mevâlîden biri gibi kırmızı (tenli) bir adam vardı. (Ebû Mûsâ) onu yemeğe çağırdı. (Adam): “Ben onu (tavuğu) bir şey yerken gördüm, ondan iğrendim ve (onu) yememeye yemin ettim” dedi. (Ebû Mûsâ) şöyle dedi: “Gel, size bu konuda bir hadis anlatayım: Ben Eş'arîlerden birkaç kişiyle birlikte bizi (binite) bindirmesini istemek için Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldim. ‘Vallahi sizi bindirmem; sizi bindirecek bir şey de yanımda yok’ buyurdu. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimetten develer getirildi. Bizi sordu ve: ‘Eş'arî topluluk nerede?’ buyurdu. Bize hörgüçleri beyaz beş deve verilmesini emretti. Yola koyulunca: ‘Ne yaptık! (Bu develer) bize mübarek olmaz’ dedik. Ona dönüp: ‘Biz senden bizi bindirmeni istemiştik; sen ise bizi bindirmeyeceğine yemin etmiştin. Unuttun mu?’ dedik. Şöyle buyurdu: ‘Sizi ben bindirmedim, fakat sizi Allah bindirdi. Vallahi ben -inşallah- bir şeye yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka hayırlı olanı yapar ve yeminimi (keffaretle) çözerim.’”

Sahîh-i Buhârî 3133, Kitap 57, Hadis 41

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ عَاصِمٍ الْكُلَيْبِيُّ ـ وَأَنَا لِحَدِيثِ الْقَاسِمِ، أَحْفَظُ ـ عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى، فَأُتِيَ ذَكَرَ دَجَاجَةً وَعِنْدَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مِنَ الْمَوَالِي، فَدَعَاهُ لِلطَّعَامِ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا، فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ لاَ آكُلُ. فَقَالَ هَلُمَّ فَلأُحَدِّثْكُمْ عَنْ ذَاكَ، إِنِّي أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". وَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَسَأَلَ عَنَّا فَقَالَ " أَيْنَ النَّفَرُ الأَشْعَرِيُّونَ ". فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قُلْنَا مَا صَنَعْنَا لاَ يُبَارَكُ لَنَا، فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا إِنَّا سَأَلْنَاكَ أَنْ تَحْمِلَنَا، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا أَفَنَسِيتَ قَالَ " لَسْتُ أَنَا حَمَلْتُكُمْ، وَلَكِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ، وَإِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3133 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü