Ebû Cehil'i öldüren iki gence: "Onu ikiniz de öldürdünüz" buyurdu; selbi Muâz b. Amr b. Cemûh'a verildi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3141, Kitap 57, Hadis 49
Türkçe meal

Abdurrahman b. Avf (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bedir günü safta dururken sağıma ve soluma baktım; bir de ne göreyim, Ensâr'dan yaşları küçük iki genç! Onlardan daha güçlü olanların arasında olmayı temenni ettim. Derken biri beni dürttü ve: “Amcacığım! Ebû Cehil'i tanır mısın?” dedi. “Evet; ona ne ihtiyacın var ey kardeşimin oğlu?” dedim. “Onun Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) söğdüğü bana haber verildi. Canım elinde olana yemin ederim ki onu görürsem, aramızdan eceli daha yakın olan ölünceye kadar karaltım onun karaltısından ayrılmaz” dedi. Buna şaştım. Öbürü de beni dürttü ve bana onun gibisini söyledi. Çok geçmeden Ebû Cehil'in insanlar arasında dolaştığını gördüm. “İşte, bana sorduğunuz adamınız bu!” dedim. Hemen kılıçlarıyla ona koştular, onu vurup öldürdüler. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) dönüp ona haber verdiler. “Hanginiz onu öldürdü?” buyurdu. Her biri: “Onu ben öldürdüm” dedi. “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” buyurdu. “Hayır” dediler. Kılıçlara baktı ve: “Onu ikiniz de öldürdünüz” buyurdu. Onun selbi Muâz b. Amr b. Cemûh'a (verildi). (O iki genç) Muâz b. Afrâ ile Muâz b. Amr b. Cemûh idi.

Muhammed (Buhârî) dedi ki: Yûsuf (b. Mâcişûn), Sâlih'ten ve onun babası İbrâhîm'den işitmiştir.

Sahîh-i Buhârî 3141, Kitap 57, Hadis 49

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَيْنَا أَنَا وَاقِفٌ، فِي الصَّفِّ يَوْمَ بَدْرٍ فَنَظَرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَشِمَالِي، فَإِذَا أَنَا بِغُلاَمَيْنِ، مِنَ الأَنْصَارِ حَدِيثَةٍ أَسْنَانُهُمَا، تَمَنَّيْتُ أَنْ أَكُونَ بَيْنَ أَضْلَعَ مِنْهُمَا، فَغَمَزَنِي أَحَدُهُمَا فَقَالَ يَا عَمِّ، هَلْ تَعْرِفُ أَبَا جَهْلٍ قُلْتُ نَعَمْ، مَا حَاجَتُكَ إِلَيْهِ يَا ابْنَ أَخِي قَالَ أُخْبِرْتُ أَنَّهُ يَسُبُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَئِنْ رَأَيْتُهُ لاَ يُفَارِقُ سَوَادِي سَوَادَهُ حَتَّى يَمُوتَ الأَعْجَلُ مِنَّا. فَتَعَجَّبْتُ لِذَلِكَ، فَغَمَزَنِي الآخَرُ فَقَالَ لِي مِثْلَهَا، فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ نَظَرْتُ إِلَى أَبِي جَهْلٍ يَجُولُ فِي النَّاسِ، قُلْتُ أَلاَ إِنَّ هَذَا صَاحِبُكُمَا الَّذِي سَأَلْتُمَانِي. فَابْتَدَرَاهُ بِسَيْفَيْهِمَا فَضَرَبَاهُ حَتَّى قَتَلاَهُ، ثُمَّ انْصَرَفَا إِلَى رَسُولِ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَاهُ فَقَالَ " أَيُّكُمَا قَتَلَهُ ". قَالَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَنَا قَتَلْتُهُ. فَقَالَ " هَلْ مَسَحْتُمَا سَيْفَيْكُمَا ". قَالاَ لاَ. فَنَظَرَ فِي السَّيْفَيْنِ فَقَالَ " كِلاَكُمَا قَتَلَهُ ". سَلَبُهُ لِمُعَاذِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ. وَكَانَا مُعَاذَ ابْنَ عَفْرَاءَ وَمُعَاذَ بْنَ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ.

قَالَ مُحَمَّدٌ سَمِعَ يُوسُفُ صَالِحًا وَإِبْرَاهِيمَ أَبَاهُ (عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ)

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3141 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü