Ömer: Yeryüzü dolusu altınım olsaydı, onu görmeden önce Allah'ın azabından kurtulmak için fidye verirdim.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 3692, Kitap 62, Hadis 42
Türkçe meal

Misver b. Mahreme (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ömer (hançerle) yaralanınca acı çekmeye başladı. İbn Abbâs da -sanki onun sızlanmasını gidermek ister gibi- ona şöyle dedi: “Ey mü'minlerin emîri! Böyle olsa bile, sen Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sohbetinde bulundun ve onunla güzel arkadaşlık ettin; sonra o senden razı olarak ondan ayrıldın. Sonra Ebû Bekir'in sohbetinde bulundun ve onunla güzel arkadaşlık ettin; sonra o senden razı olarak ondan ayrıldın. Sonra onların arkadaşlarıyla arkadaşlık ettin ve onlarla güzel arkadaşlık ettin. Eğer onlardan ayrılırsan, mutlaka onlar senden razı olarak onlardan ayrılacaksın.” (Ömer) şöyle dedi: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sohbetinden ve rızasından söz ettiğine gelince, o ancak Yüce Allah'ın bana lütfettiği bir lütuftur. Ebû Bekir'in sohbetinden ve rızasından söz ettiğine gelince, o da ancak zikri yüce Allah'ın bana lütfettiği bir lütuftur. Sızlandığımı gördüğüne gelince, o senin ve arkadaşlarının yüzündendir. Vallahi yeryüzü dolusu altınım olsaydı, onu görmeden önce aziz ve celil Allah'ın azabından (kurtulmak için) onu fidye olarak verirdim.”

Hammâd b. Zeyd dedi ki: Eyyûb bize İbn Ebû Müleyke'den, o da İbn Abbâs'tan “Ömer'in yanına girdim” diyerek bunu rivayet etti.

Sahîh-i Buhârî 3692, Kitap 62, Hadis 42

Arapça metin
حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالَ لَمَّا طُعِنَ عُمَرُ جَعَلَ يَأْلَمُ، فَقَالَ لَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ ـ وَكَأَنَّهُ يُجَزِّعُهُ ـ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، وَلَئِنْ كَانَ ذَاكَ لَقَدْ صَحِبْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَحْسَنْتَ صُحْبَتَهُ، ثُمَّ فَارَقْتَهُ وَهْوَ عَنْكَ رَاضٍ، ثُمَّ صَحِبْتَ أَبَا بَكْرٍ فَأَحْسَنْتَ صُحْبَتَهُ، ثُمَّ فَارَقْتَهُ وَهْوَ عَنْكَ رَاضٍ، ثُمَّ صَحِبْتَ صَحَبَتَهُمْ فَأَحْسَنْتَ صُحْبَتَهُمْ، وَلَئِنْ فَارَقْتَهُمْ لَتُفَارِقَنَّهُمْ وَهُمْ عَنْكَ رَاضُونَ. قَالَ أَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ صُحْبَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَرِضَاهُ، فَإِنَّمَا ذَاكَ مَنٌّ مِنَ اللَّهِ تَعَالَى مَنَّ بِهِ عَلَىَّ، وَأَمَّا مَا ذَكَرْتَ مِنْ صُحْبَةِ أَبِي بَكْرٍ وَرِضَاهُ، فَإِنَّمَا ذَاكَ مَنٌّ مِنَ اللَّهِ جَلَّ ذِكْرُهُ مَنَّ بِهِ عَلَىَّ، وَأَمَّا مَا تَرَى مِنْ جَزَعِي، فَهْوَ مِنْ أَجْلِكَ وَأَجْلِ أَصْحَابِكَ، وَاللَّهِ لَوْ أَنَّ لِي طِلاَعَ الأَرْضِ ذَهَبًا لاَفْتَدَيْتُ بِهِ مِنْ عَذَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ قَبْلَ أَنْ أَرَاهُ . قَالَ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، دَخَلْتُ عَلَى عُمَرَ بِهَذَا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 3692 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü