Ebû Süfyân "Bizim Uzzâmız var" deyince: "Allah bizim mevlâmızdır, sizin mevlânız yok" deyin, buyurdu.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4043, 4044, Kitap 64, Hadis 90
Hadis numaraları
4043, 4044
Türkçe meal

Berâ (b. Âzib) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

O gün müşriklerle karşılaştık. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) okçulardan bir birliği (bir yere) yerleştirdi, başlarına Abdullah'ı emîr tayin etti ve: “(Yerinizden) ayrılmayın! Bizim onlara üstün geldiğimizi görseniz de ayrılmayın; onların bize üstün geldiğini görseniz de bize yardıma gelmeyin” buyurdu. Karşılaştığımızda onlar kaçtılar; öyle ki kadınların, eteklerini baldırlarından kaldırmış, halhalları görünür hâlde dağda koştuklarını gördüm. (Okçular): “Ganimet! Ganimet!” demeye başladılar. Abdullah: “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bana (yerinizden) ayrılmamanızı tembihledi” dedi. Kabul etmediler. Kabul etmeyince yüzleri (başka yöne) çevrildi ve yetmiş kişi öldürüldü. Ebû Süfyân (yüksek bir yerden) baktı ve: “Topluluk içinde Muhammed var mı?” dedi. (Peygamber): “Ona cevap vermeyin” buyurdu. “Topluluk içinde Ebû Kuhâfe'nin oğlu var mı?” dedi. “Ona cevap vermeyin” buyurdu. “Topluluk içinde Hattâb'ın oğlu var mı?” dedi. Sonra: “Bunlar öldürülmüş; eğer diri olsalardı cevap verirlerdi” dedi. Ömer kendini tutamadı ve: “Yalan söyledin ey Allah düşmanı! Allah seni rezil edecek şeyi senin için bâki kıldı” dedi. Ebû Süfyân: “Yüksel ey Hübel!” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ona cevap verin” buyurdu. “Ne diyelim?” dediler. “‘Allah daha yüce ve daha uludur’ deyin” buyurdu. Ebû Süfyân: “Bizim Uzzâmız var, sizin Uzzânız yok” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ona cevap verin” buyurdu. “Ne diyelim?” dediler. “‘Allah bizim mevlâmızdır, sizin mevlânız yok’ deyin” buyurdu. Ebû Süfyân: “(Bugün) Bedir gününe karşılık bir gündür. Savaş nöbetleşedir. (Ölüleriniz arasında) müsle yapılmış olanlar bulacaksınız; bunu ben emretmedim, ama bu beni üzmedi de” dedi.

Câbir şöyle dedi: Uhud günü bazı kimseler sabahleyin içki içtiler, sonra şehit olarak öldürüldüler.

Sahîh-i Buhârî 4043, 4044, Kitap 64, Hadis 90

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَقِينَا الْمُشْرِكِينَ يَوْمَئِذٍ، وَأَجْلَسَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَيْشًا مِنَ الرُّمَاةِ، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ عَبْدَ اللَّهِ وَقَالَ " لاَ تَبْرَحُوا، إِنْ رَأَيْتُمُونَا ظَهَرْنَا عَلَيْهِمْ فَلاَ تَبْرَحُوا وَإِنْ رَأَيْتُمُوهُمْ ظَهَرُوا عَلَيْنَا فَلاَ تُعِينُونَا ". فَلَمَّا لَقِينَا هَرَبُوا حَتَّى رَأَيْتُ النِّسَاءَ يَشْتَدِدْنَ فِي الْجَبَلِ، رَفَعْنَ عَنْ سُوقِهِنَّ قَدْ بَدَتْ خَلاَخِلُهُنَّ، فَأَخَذُوا يَقُولُونَ الْغَنِيمَةَ الْغَنِيمَةَ. فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ عَهِدَ إِلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ تَبْرَحُوا. فَأَبَوْا، فَلَمَّا أَبَوْا صُرِفَ وُجُوهُهُمْ، فَأُصِيبَ سَبْعُونَ قَتِيلاً، وَأَشْرَفَ أَبُو سُفْيَانَ فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ مُحَمَّدٌ فَقَالَ " لاَ تُجِيبُوهُ ". فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ أَبِي قُحَافَةَ قَالَ " لاَ تُجِيبُوهُ ". فَقَالَ أَفِي الْقَوْمِ ابْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ إِنَّ هَؤُلاَءِ قُتِلُوا، فَلَوْ كَانُوا أَحْيَاءً لأَجَابُوا، فَلَمْ يَمْلِكْ عُمَرُ نَفْسَهُ فَقَالَ كَذَبْتَ يَا عَدُوَّ اللَّهِ، أَبْقَى اللَّهُ عَلَيْكَ مَا يُخْزِيكَ. قَالَ أَبُو سُفْيَانَ أُ عْلُ هُبَلْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَجِيبُوهُ ". قَالُوا مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ أَعْلَى وَأَجَلُّ ". قَالَ أَبُو سُفْيَانَ لَنَا الْعُزَّى وَلاَ عُزَّى لَكُمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَجِيبُوهُ ". قَالُوا مَا نَقُولُ قَالَ " قُولُوا اللَّهُ مَوْلاَنَا وَلاَ مَوْلَى لَكُمْ ". قَالَ أَبُو سُفْيَانَ يَوْمٌ بِيَوْمِ بَدْرٍ، وَالْحَرْبُ سِجَالٌ، وَتَجِدُونَ مُثْلَةً لَمْ آمُرْ بِهَا وَلَمْ تَسُؤْنِي. أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ اصْطَبَحَ الْخَمْرَ يَوْمَ أُحُدٍ نَاسٌ ثُمَّ قُتِلُوا شُهَدَاءَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4043, 4044 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü