Osman'ı Allah affetmişti; Ali ise Resûlullah'ın amcasının oğlu ve damadıdır

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4650, Kitap 65, Hadis 172
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Bir adam ona geldi ve: “Ey Ebû Abdurrahmân! Allah'ın, Kitabı'nda andığı şeyi işitmiyor musun: ‘Eğer mü'minlerden iki topluluk birbiriyle savaşırsa...’ (Hucurât 49/9) âyetin sonuna kadar. Allah'ın Kitabı'nda andığı gibi savaşmaktan seni alıkoyan nedir?” dedi. (İbn Ömer): “Kardeşimin oğlu! Bu âyet sebebiyle ayıplanıp savaşmamam, Yüce Allah'ın ‘Kim bir mü'mini kasten öldürürse...’ (Nisâ 4/93) dediği âyet sebebiyle ayıplanmamdan bana daha sevimlidir” dedi. (Adam): “Ama Allah ‘Fitne kalmayıncaya kadar onlarla savaşın’ (Enfâl 8/39) buyuruyor” dedi. İbn Ömer: “Biz bunu Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında, İslam azken yaptık. O zaman kişi dininden dolayı fitneye uğratılırdı; ya onu öldürürler ya da bağlarlardı. Nihayet İslam çoğaldı ve fitne kalmadı” dedi. Adam, İbn Ömer'in istediği konuda kendisine uymadığını görünce: “Peki Ali ve Osman hakkında ne dersin?” dedi. İbn Ömer: “Ali ve Osman hakkında ne mi derim? Osman'ı Allah affetmişti, siz ise onun affedilmesini hoş görmediniz. Ali ise Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) amcasının oğlu ve damadıdır” dedi ve eliyle işaret ederek: “İşte gördüğünüz yer de onun kızının (evi)dir” dedi.

Sahîh-i Buhârî 4650, Kitap 65, Hadis 172

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَجُلاً، جَاءَهُ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَلاَ تَسْمَعُ مَا ذَكَرَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ {وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا} إِلَى آخِرِ الآيَةِ، فَمَا يَمْنَعُكَ أَنْ لاَ تُقَاتِلَ كَمَا ذَكَرَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ. فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي أَغْتَرُّ بِهَذِهِ الآيَةِ وَلاَ أُقَاتِلُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ أَغْتَرَّ بِهَذِهِ الآيَةِ الَّتِي يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى {وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا} إِلَى آخِرِهَا. قَالَ فَإِنَّ اللَّهَ يَقُولُ {وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ}. قَالَ ابْنُ عُمَرَ قَدْ فَعَلْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ كَانَ الإِسْلاَمُ قَلِيلاً، فَكَانَ الرَّجُلُ يُفْتَنُ فِي دِينِهِ، إِمَّا يَقْتُلُوهُ وَإِمَّا يُوثِقُوهُ، حَتَّى كَثُرَ الإِسْلاَمُ، فَلَمْ تَكُنْ فِتْنَةٌ، فَلَمَّا رَأَى أَنَّهُ لاَ يُوَافِقُهُ فِيمَا يُرِيدُ قَالَ فَمَا قَوْلُكَ فِي عَلِيٍّ وَعُثْمَانَ. قَالَ ابْنُ عُمَرَ مَا قَوْلِي فِي عَلِيٍّ وَعُثْمَانَ أَمَّا عُثْمَانُ فَكَانَ اللَّهُ قَدْ عَفَا عَنْهُ، فَكَرِهْتُمْ أَنْ يَعْفُوَ عَنْهُ، وَأَمَّا عَلِيٌّ فَابْنُ عَمِّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَتَنُهُ. وَأَشَارَ بِيَدِهِ وَهَذِهِ ابْنَتُهُ أَوْ بِنْتُهُ حَيْثُ تَرَوْنَ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4650 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü