Yetmişten fazla dilersem bağışlanacağını bilsem, ondan fazlasını dilerdim

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4671, Kitap 65, Hadis 193
Türkçe meal

Ömer b. Hattâb (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Abdullah b. Übey İbn Selûl ölünce, namazını kılması için Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çağrıldı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (namaz için) kalkınca ona doğru atıldım ve: “Ya Resûlallah! İbn Übey'in namazını mı kılacaksın? Oysa o, şu gün şöyle şöyle demişti” dedim. Onun sözlerini bir bir sayıyordum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gülümsedi ve: “Benden uzak dur, ey Ömer!” buyurdu. Ona çok ısrar edince şöyle buyurdu: “Ben serbest bırakıldım, ben de (bunu) seçtim. Yetmişten fazla dilersem onun bağışlanacağını bilsem, ondan fazlasını dilerdim.” (Ömer) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun namazını kıldı, sonra ayrıldı. Çok geçmeden Berâe'den şu iki âyet indi: “Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma...” âyetinden “...onlar fâsık olarak öldüler” (Tevbe 9/84) sözüne kadar. (Ömer) dedi ki: Sonradan Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) karşı gösterdiğim cesarete şaştım. Allah ve Resûlü daha iyi bilir.

Sahîh-i Buhârî 4671, Kitap 65, Hadis 193

Arapça metin
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ،. وَقَالَ غَيْرُهُ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ لَمَّا مَاتَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ دُعِيَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ فَلَمَّا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَثَبْتُ إِلَيْهِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَتُصَلِّي عَلَى ابْنِ أُبَىٍّ وَقَدْ قَالَ يَوْمَ كَذَا كَذَا وَكَذَا قَالَ أُعَدِّدُ عَلَيْهِ قَوْلَهُ، فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " أَخِّرْ عَنِّي يَا عُمَرُ ". فَلَمَّا أَكْثَرْتُ عَلَيْهِ قَالَ " إِنِّي خُيِّرْتُ فَاخْتَرْتُ، لَوْ أَعْلَمُ أَنِّي إِنْ زِدْتُ عَلَى السَّبْعِينَ يُغْفَرْ لَهُ لَزِدْتُ عَلَيْهَا " . قَالَ فَصَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ انْصَرَفَ فَلَمْ يَمْكُثْ إِلاَّ يَسِيرًا حَتَّى نَزَلَتِ الآيَتَانِ مِنْ بَرَاءَةَ {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا} إِلَى قَوْلِهِ {وَهُمْ فَاسِقُونَ} قَالَ فَعَجِبْتُ بَعْدُ مِنْ جُرْأَتِي عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4671 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü