Cibrîl insan suretinde gelip Peygamber'e iman, İslam, ihsan ve kıyameti sordu; dini öğretmek için gelmişti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4777, Kitap 65, Hadis 299
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün insanların arasında açıkta (oturuyor) iken yürüyerek bir adam ona geldi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! İman nedir?” dedi. “İman; Allah'a, meleklerine, peygamberlerine ve O'na kavuşmaya iman etmen ve son dirilişe iman etmendir” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! İslam nedir?” dedi. “İslam; Allah'a ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı kılman, farz olan zekâtı vermen ve ramazan orucunu tutmandır” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! İhsan nedir?” dedi. “İhsan, Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na ibadet etmendir; sen O'nu görmüyorsan da O seni görür” buyurdu. “Ey Allah'ın Resûlü! Kıyamet ne zaman?” dedi. Şöyle buyurdu: “Kendisine sorulan, bu konuda sorandan daha bilgili değildir. Fakat sana onun alametlerinden haber vereyim: Kadın efendisini doğurduğu zaman, bu onun alametlerindendir. Yalınayak, çıplak kimseler insanların başları olduğu zaman, bu da onun alametlerindendir. (Kıyamet), Allah'tan başka kimsenin bilmediği beş şey arasındadır: ‘Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O indirir ve rahimlerde olanı O bilir’ (Lokmân 31/34).” Sonra adam dönüp gitti. “Onu bana geri getirin” buyurdu. Geri getirmek için davrandılar ama bir şey göremediler. “Bu Cibrîl'di; insanlara dinlerini öğretmek için geldi” buyurdu.

Sahîh-i Buhârî 4777, Kitap 65, Hadis 299

Arapça metin
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَوْمًا بَارِزًا لِلنَّاسِ إِذْ أَتَاهُ رَجُلٌ يَمْشِي فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الإِيمَانُ قَالَ " الإِيمَانُ أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَرُسُلِهِ وَلِقَائِهِ وَتُؤْمِنَ بِالْبَعْثِ الآخِرِ ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الإِسْلاَمُ قَالَ " الإِسْلاَمُ أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ الْمَفْرُوضَةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا الإِحْسَانُ قَالَ " الإِحْسَانُ أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى السَّاعَةُ قَالَ " مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنَ السَّائِلِ، وَلَكِنْ سَأُحَدِّثُكَ عَنْ أَشْرَاطِهَا إِذَا وَلَدَتِ الْمَرْأَةُ رَبَّتَهَا، فَذَاكَ مِنْ أَشْرَاطِهَا، وَإِذَا كَانَ الْحُفَاةُ الْعُرَاةُ رُءُوسَ النَّاسِ فَذَاكَ مِنْ أَشْرَاطِهَا فِي خَمْسٍ لا يَعْلَمُهُنَّ إِلاَّ اللَّهُ {إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الأَرْحَامِ} ". ثُمَّ انْصَرَفَ الرَّجُلُ فَقَالَ " رُدُّوا عَلَىَّ ". فَأَخَذُوا لِيَرُدُّوا فَلَمْ يَرَوْا شَيْئًا. فَقَالَ " هَذَا جِبْرِيلُ جَاءَ لِيُعَلِّمَ النَّاسَ دِينَهُمْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4777 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü