Ya'lâ b. Ümeyye (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) minber üzerinde şu âyeti okurken işittim: “Ve seslendiler: ‘Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!’” (Zuhruf 43/77).
Katâde şöyle dedi: “Meselen li'l-âhirîn” (Zuhruf 43/56) kendilerinden sonrakiler için bir ibret demektir. Başkası şöyle dedi: “Mukrinîn” (Zuhruf 43/13) güç yetirenler demektir; “Falan, falana mukrindir” denir, yani ona güç yetirir. “El-ekvâb” (Zuhruf 43/71) ağızlığı olmayan ibriklerdir. Katâde şöyle dedi: “Fî ümmi'l-kitâb” (Zuhruf 43/4) kitabın bütünü, kitabın aslı demektir. “Evvelü'l-âbidîn” (Zuhruf 43/81), yani (Rahmân'ın çocuğu) olsaydı, ben (bunu) reddedenlerin ilki olurdum (demektir). Bunlar iki ayrı kullanımdır: “âbid” ve “abid” adam (denir). Abdullah (b. Mes'ûd) “Ve kâle'r-resûlü yâ rabbi” (Zuhruf 43/88) diye okudu. “Evvelü'l-âbidîn” için, “abide ya'bedu” fiilinden “inkâr edenlerin ilki” (anlamı) da söylenir.
Sahîh-i Buhârî 4819, Kitap 65, Hadis 341